Yazar: İsmail Ezgü
Bu sabah; evden işe gidiyorum.
İlk 20 km yol rahat, stres yok.
Uzunca bir bayır çıkıyorum.Aracım ticari olduğu için fazla sürat yapmıyorum.
Aynaya baktığımda bir özel aracın oldukça hızlı gelmekte olduğunu görüp aracımı arıza şeridine yönlendirdim ki gelen araç riske girmeden rahatça geçebilsin...Yolumuz çok geniş, bu tür hareketlere çok uygun.
Tahmin ettiğim gibi oldu, gelen araç karşıdan gelen trafiği göremediği halde hiç zorlanmadan geçti.
Bu benim sık sık yaptığım bir şey. Trafik kuralları açısından biraz gereksiz görünebilir fakat insanlara kolaylık sağlıyor ve riski azaltıyor.
O da ne ! Geçen araç 15-20 mt gittikten sonra birkaç kere dörtlüleri yakarak” teşekkür” etti.
Ben de tek bir kere sellektör yaparak “bir şey değil “ dedim.
Tecrübeli sürücüler bu değerlendirmemin ve dörtlü ışıklardan bu anlamı çıkartmamın doğru olduğunu bilirler.
Allah'ıma şükürler olsun, bu güzellik sayesinde güne güzel başladım.
İnşallah günümün geri kalanı da böyle güzel devam eder.
Biraz sonra otoyola gireceğim.
Sürücüler birkaç saniye kâr etmek için hayatlarını riske atacaklar, Arıza şeridinden gidip diğer sürücülerin haklarını çalarak müthiş(!) bir kâr edecekler.
Diğer sürücülerin hakları onların umurunda değil.İnsan hakkı veya kul hakkı zaten onları hiç ilgilendirmez.
Gereksiz kornalar, kavgalar. Of oooffff...
Olsun ; ben karşılıklı güzel iki hareketle güne 1-0 galip başladım, moralim düzeldi.
İnsanlık ölmemiş dedim.
Belki beni geçen aracın sürücüsü de aynı şeyi hissetmiştir.
Kaybettiğim hiç bir şey yok, fakat ikimiz de çok şey kazandık.
Güzellikler bitmesin,
Selamlar bitmesin....
8 Nisan 2014 Salı
2 Nisan 2014 Çarşamba
EN ÇOK SEVİNDİĞİM AN
Yazar: İsmail Ezgü
Herkese sorsam;
Hayatınızda en çok sevindiğiniz an hangisidir diye;
Mutlaka çok farklı hatıralarınız vardır.
Ben en çok sevindiğim anı söylemeye biraz çekiniyorum.
Üç evlat babasıyım;bir torunum var, ikincisi yolda..
En çok sevindiğim anlar onların doğumları olabilir.
Nikah masasında eşimin evet dediği an.. Bu da benim için çok özel bir an idi.
Üniversite puanımın geldiği an, üstelik kasabamızın en yüksek puanı..
Mezun olduğum an... Hem de sınıfın en başarılı öğrencisi olarak ..
Hem de 12 eylülden önceki berbat dönemde İTÜ de hayatta kalmayı ve anarşiye bulaşmamayı başarmış olarak..
Amerika ya ilk makinamın ihracatını yaptığım an...
Almanya da fuara katılıp, bir Türk gazetesinde “ fuardaki tek Türk firması” başlığını gördüğüm an...
Nice sevinçli anlar...
Hayır, üzülerek ve biraz da utanarak söylüyorum , en sevindiğim an ; bir kış akşamının karanlığında gördüğüm bir belediye otobüsü !
Kafayı yediğimi düşünmeyin, doğruyu söylemek istedim ve söyledim.
Eğer sevinçleri ölçen bir ölçü aleti olsaydı bu anımı en yüksek sevinç değeri olarak kaydederdi.
Peki neden?; niye bu kadar sevinmiştim ?
Anlatayım..
Maçka da okuyorum.Cevizlibağ da Atatürk öğrenci sitesinde kalıyorum. Bu site yeni açıldı ve biz ilk öğrencileriyiz. Yanılmıyorsam 10 blok vardı, herbirinde 200-300 öğrenci ..
2 blok sağcı 7 blok solcu öğrencilerin elinde. Kalan bir blok ta polislerin..
Bu blokta kalan 300 civarı polis sağcı öğrencilerle solcu öğrencilerin kavga etmesini engelleyecek?
Nedense polisler hep kavga bittikten sonra ortaya çıkıyorlar. Yapabildikleri tek şey yaralı öğrencileri toplamak..
Size yalan gibi geliyor di mi? Sanki bir film senaryosu..
Fakat değil, güzel ülkem bu günleri yaşadı. Birileri daha zengin, daha güçlü olsun diye...
Konuyu dağıttık yine..
Akşam saat 6 gibi okuldan çıktım, dışarda kar yağıyor.Hiç yürümemek için üç otobüse binmem gerekiyor.
Cebimde iki otobüse yetecek kadar para var.
Taksim e kadar yürüsem, bir otobüsle Aksaraya , ordan ikinci otobüs topkapıya, sonra yürüyerek yurda ulaşırım fakat cepte hiç para kalmaz, aç olarak uyumak zorunda kalırım.
Ben tüm yolu yürümeyi tercih ettim çünkü aç iken uyumak çok zor.
Maçka'dan yurda kadar yürüyeceğim, cepte kalan son para ile de karnımı doyuracağım. Neden yolda yemediğimi soracaksınız. Devlet desteklediği için yurdun lokantası ucuz. İki öğrenci bileti parasıyla karnımı doyurabilirim. Ekmek zaten limitsiz.
Hayalimde ciğer kavurması var. Yanında zaten soğan ve yeşillik veriyorlar. Yarına Allah kerim.
Yola çıktım ; fakat kar çok şiddetlendi, tipi gibi karşıdan geliyor. Yüzüme vuruyor, gözümü açamıyorum. Pilimin bittiği anlarda yurda vardım, herhalde 3 saattir yollardayım.
Oda ne !! Lokanta kapalı.. Saat 9 da kapanıyor. Ben kaçırmışım.İçerde kimsecikler yok, kapatıp gitmişler..
Arkadaşlara sordum, hepsi lokantada yemek yemişler. Fakat oda arkadaşım Antepli murat lokantadan bir parça ekmeği cebine atmış. Bana ilaç gibi geldi.
( Antepli Murat... istanbul üniversitesinin önünde patlayan el bombası ile hayatını kaybeden 7 öğrenciden birisi... Allah rahmet eylesin. )
Gelelim konuya; maçka da gördüğüm bir otobüs beni nasıl bu kadar sevindirebilir..
Otobüsün üzerinde “93A MAÇKA- ATATÜRK ÖĞRENCİ SİTESİ “ yazıyordu.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Tek biletle hiç yürümeden yurda kadar gideceğim. Artan vakit ve nakit bana kalacak.
Karnım doyacak,
Üşümeyeceğim
O an benim için inanılmaz bir şey.
Sonrası;
Otobüs 1 hafta kadar çalıştı, zarar ettiği için kaldırdılar.Halk otobüsünün ilk denemelerinden biriydi.
Bir daha da göremedim.
Söylemeye utanıyorum fakat benim beynime kazınmış en sevinçli anım ; bu otobüsü ilk gördüğüm andır.
70 ler böyleydi.
Çok acıydı.
Acı olan zorluklar değil, bizlerle oyun oynamaları idi...
Binlerce genci hiç uğruna ölümlere, hapislere , kaçışlara mahkum ettiler.
Ardından 12 eylül geldi.
Referandum da evet dedim.
Sıkıysa deme, zarflar yarı şeffaf.
İçine koyduğun oy görünüyor.
Şeffaf olmasaydı da ben evet derdim.
Çünkü tezgah çok iyi, biz ise çok saf idik.
Hangi birine yanayım...
2 nisan 2014
Herkese sorsam;
Hayatınızda en çok sevindiğiniz an hangisidir diye;
Mutlaka çok farklı hatıralarınız vardır.
Ben en çok sevindiğim anı söylemeye biraz çekiniyorum.
Üç evlat babasıyım;bir torunum var, ikincisi yolda..
En çok sevindiğim anlar onların doğumları olabilir.
Nikah masasında eşimin evet dediği an.. Bu da benim için çok özel bir an idi.
Üniversite puanımın geldiği an, üstelik kasabamızın en yüksek puanı..
Mezun olduğum an... Hem de sınıfın en başarılı öğrencisi olarak ..
Hem de 12 eylülden önceki berbat dönemde İTÜ de hayatta kalmayı ve anarşiye bulaşmamayı başarmış olarak..
Amerika ya ilk makinamın ihracatını yaptığım an...
Almanya da fuara katılıp, bir Türk gazetesinde “ fuardaki tek Türk firması” başlığını gördüğüm an...
Nice sevinçli anlar...
Hayır, üzülerek ve biraz da utanarak söylüyorum , en sevindiğim an ; bir kış akşamının karanlığında gördüğüm bir belediye otobüsü !
Kafayı yediğimi düşünmeyin, doğruyu söylemek istedim ve söyledim.
Eğer sevinçleri ölçen bir ölçü aleti olsaydı bu anımı en yüksek sevinç değeri olarak kaydederdi.
Peki neden?; niye bu kadar sevinmiştim ?
Anlatayım..
Maçka da okuyorum.Cevizlibağ da Atatürk öğrenci sitesinde kalıyorum. Bu site yeni açıldı ve biz ilk öğrencileriyiz. Yanılmıyorsam 10 blok vardı, herbirinde 200-300 öğrenci ..
2 blok sağcı 7 blok solcu öğrencilerin elinde. Kalan bir blok ta polislerin..
Bu blokta kalan 300 civarı polis sağcı öğrencilerle solcu öğrencilerin kavga etmesini engelleyecek?
Nedense polisler hep kavga bittikten sonra ortaya çıkıyorlar. Yapabildikleri tek şey yaralı öğrencileri toplamak..
Size yalan gibi geliyor di mi? Sanki bir film senaryosu..
Fakat değil, güzel ülkem bu günleri yaşadı. Birileri daha zengin, daha güçlü olsun diye...
Konuyu dağıttık yine..
Akşam saat 6 gibi okuldan çıktım, dışarda kar yağıyor.Hiç yürümemek için üç otobüse binmem gerekiyor.
Cebimde iki otobüse yetecek kadar para var.
Taksim e kadar yürüsem, bir otobüsle Aksaraya , ordan ikinci otobüs topkapıya, sonra yürüyerek yurda ulaşırım fakat cepte hiç para kalmaz, aç olarak uyumak zorunda kalırım.
Ben tüm yolu yürümeyi tercih ettim çünkü aç iken uyumak çok zor.
Maçka'dan yurda kadar yürüyeceğim, cepte kalan son para ile de karnımı doyuracağım. Neden yolda yemediğimi soracaksınız. Devlet desteklediği için yurdun lokantası ucuz. İki öğrenci bileti parasıyla karnımı doyurabilirim. Ekmek zaten limitsiz.
Hayalimde ciğer kavurması var. Yanında zaten soğan ve yeşillik veriyorlar. Yarına Allah kerim.
Yola çıktım ; fakat kar çok şiddetlendi, tipi gibi karşıdan geliyor. Yüzüme vuruyor, gözümü açamıyorum. Pilimin bittiği anlarda yurda vardım, herhalde 3 saattir yollardayım.
Oda ne !! Lokanta kapalı.. Saat 9 da kapanıyor. Ben kaçırmışım.İçerde kimsecikler yok, kapatıp gitmişler..
Arkadaşlara sordum, hepsi lokantada yemek yemişler. Fakat oda arkadaşım Antepli murat lokantadan bir parça ekmeği cebine atmış. Bana ilaç gibi geldi.
( Antepli Murat... istanbul üniversitesinin önünde patlayan el bombası ile hayatını kaybeden 7 öğrenciden birisi... Allah rahmet eylesin. )
Gelelim konuya; maçka da gördüğüm bir otobüs beni nasıl bu kadar sevindirebilir..
Otobüsün üzerinde “93A MAÇKA- ATATÜRK ÖĞRENCİ SİTESİ “ yazıyordu.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Tek biletle hiç yürümeden yurda kadar gideceğim. Artan vakit ve nakit bana kalacak.
Karnım doyacak,
Üşümeyeceğim
O an benim için inanılmaz bir şey.
Sonrası;
Otobüs 1 hafta kadar çalıştı, zarar ettiği için kaldırdılar.Halk otobüsünün ilk denemelerinden biriydi.
Bir daha da göremedim.
Söylemeye utanıyorum fakat benim beynime kazınmış en sevinçli anım ; bu otobüsü ilk gördüğüm andır.
70 ler böyleydi.
Çok acıydı.
Acı olan zorluklar değil, bizlerle oyun oynamaları idi...
Binlerce genci hiç uğruna ölümlere, hapislere , kaçışlara mahkum ettiler.
Ardından 12 eylül geldi.
Referandum da evet dedim.
Sıkıysa deme, zarflar yarı şeffaf.
İçine koyduğun oy görünüyor.
Şeffaf olmasaydı da ben evet derdim.
Çünkü tezgah çok iyi, biz ise çok saf idik.
Hangi birine yanayım...
2 nisan 2014
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)