14 Eylül 2019 Cumartesi

BÜYÜK MESELELER...

Yazar: Sema Ezgü

Nedir bu,  büyük meseleler ?

Herkesin kendine has büyük meseleleri olduğunu var sayarsak ve konuya bireysel bakarsak saymakla bitiremeyiz. Hayat şartlarının zorluğundan girer, apartman komşumuzun sosyal uyumsuzluğundan çıkarız. Neredeyse dert edilmeyecek mesele bulamayız.

Kendimizden başka memnun olduğumuz insan bile bulamayız belki. Oysa bunların hepsi kişiye özel meselelerdir. Bence büyük de değillerdir.

Çocuklarımız mı?
Evet, doğrusu gerçekten büyük meseleler. Kendileri küçük ama etrafa yaydıkları endişeler boylarını aşmış durumda. Eğitim kaygısı, gelecek kaygısı onlarla birlikte büyüyüp gitmekte.

Ana babalar ise hangi yönden geldiği belirsiz dış sesleri dinlemekten kulakları dolmuş,  ambale olmuş durumda savrulup durmakta.

Dahası, zamanın getirisi ile götürüsü arasında matematik yaparak doğruya ulaşma çabasında. İnşaallah onlar da kişiye özel çabalarla, çocuklarına özel olan doğru seçimleri arayıp bulacaklar. Büyük meselelerini çözüme kavuşturacaklar. Yeter ki aile birliği korunsun, adil karar mekanizması iyi çalışsın.

Ülkemizin coğrafik konumundan kaynaklanan, yıllardır çözüme kavuşamayan politik sorunlar mı?
Doğrusu çok büyük meseleler bunlar. Takip etmemek, kayıtsız kalmak gerçekten mümkün değil.

Vatandaşlık vicdanı, sorumlukuk sahibi bir ruh ile işi ehline bırakmakta mahir davranmaktan başka elimizden gelecek bir şey daha var elbet. Fikrimizle, zikrimizle, gerekirse bedenimizle savaşmak.

Asıl büyük meseleler daha derinlerde bence. Gelin, biz onları bulup gün ışığına çıkaralım. Sebeplerini bulalım. Çözüm yolları önerelim.

"Bana ne, memleketi ben mi kurtaracağım?" Demeyelim.

Bu son cümledeki "sorumluluktan kaçmayan" insanları bulmak ...
İşte benim en büyük meselem budur...

   Görüyorum, içinde yaşıyorum, üzüntü çekiyorum. Toplumsal boyutlara ulaşmış, engel olamıyorum. Arıyorum o insanları bulamıyorum. Tam buldum, işte budur, derken hazin bir hayal kırıklığı. Bundan daha büyük bir mesele olabilir mi insan için ?

   Kimleri mi arıyorum?
1. Sosyal medyayı gösteriş yapmak, hava atmak için değil de, kişisel gelişimine katkı yapmak, doğru bilgiye ulaşmak için kullanan insanları...

2. Çevrecilik laf kalabalığı ile gösteriş yapan insanlar yerine gerçek çevreci insanları...  Onlar tabiatta gezintiye çıkarken yanlarında çöp poşeti taşıyan, arabalarına kendilerine ait olmasa dahi çöp dolduran ve nadir bulunan insanlardır.

3. Issız ve eşşiz koylarda, tabiatın cennet köşelerinde, dağda kırda bayırda huzurlu bir gün geçirip piknik yaptıktan sonra burada kim görecek deyip çöplerini orada bırakmayan insanları...

4. Teknesiyle gezerken çöplerini denize atmayan, karadan denize yok olacak zannedip eline geçeni firlatmayan insanları...

5. Kendi malına, eşyasına gösterdiği özen ve hassasiyeti başkasının malına, eşyasına, kamu malına ve eşyasına da gösteren insanları...

6. Arabam kirlenmesin diye çöpünü pencereden dışarı atmayan, trafikte bencillik yapmayan, arıza şeridine göz koymayan insanları...

7. Yaptıkları ile söyledikleri örtüşen insanları...

8. Kibir ve bencillikten uzak, hoşgörülü insanları

9. Toplumda yaşarken kendisi gibi davranıp konuşan, sesine de yüzüne de maske takmayan insanları...

10. Yaşlı büyüklerin değerini ölmeden önce bilen insanları...

11. Doğru bilgiye önem veren, işin aslını araştırmadan ahkâm kesmeyen insanları...
 
12. Dedikodu yapmayan, insanların kusurlarını aramayan, gördüğü zaman kusurları üstünü örtmeye çalışan insanları

13. Çocuklarının eğitimini okullar verecek zannetmeyen, sonra da eğitim sistemini suçlamayan insanları

14. Farklı fikirler yüzünden insanları ötekileştirmeyen, her yaşta bilinci öğrenmeye açık insanları.
 
15. Öngörü sahibi, bilge mizaçlı, pozitif yaklaşımlı, dili baldan tatlı, ve güzel davranışları ile kalıcı izler bırakan insanları. Onlar ki, bu dünyadan göçüp gittikten sonra arkalarında fotoğraflarına sık sık bakılan, hayırla anılan insanlardır.

   Ben galiba güzel ahlaklı insanları arıyorum,  birden fark ettim.

Güzel ahlaklı insanları bulmak bu kadar zorlaştı mı?
Eyvah ki, ne eyvah....

Güzel ahlâklı insanlar üretmek, bugün dünden  çok daha gerekli değilse,,,

Bu mesele yeryüzü yaşam kalitesinin,,,

Zengin, fakir bütün ülkelerin,,,

Kabirlerde yatanların, evreni keşfe koyulanların,,,

Bilimin, sanatın, sevginin, savaşın,,,

En büyük meselesi değilse...

Beni ciddiye almayın dostlar.

Eyvahlar bana olsun...

11 Eylül 2019 Çarşamba

İYİ İNSAN OLMAK, NE DEMEK?

Yazar: Sema Ezgü

Başkalarının iyi dediği insan, iyi insandır kuşkusuz. En iyi tahlili başkaları yapar. Buna diyecek sözümüz yok elbet.
Terazi başkalarının elinde olacaksa, onların ölçü metresine ( her ne ile ölçüyorlarsa artık ) nasıl güveneceğiz?
İyi, kime göre iyidir? Küçük iyilikleri genellemek, kendine yapılan iyiliği baz almak yeterli midir?
Benim için iyi damgasını kullanan kişiye, ya ben iyi insan demiyorsam, ne olacak? Onun ölçüsü, tartısı denetim gerektiriyor olmayacak mı? Benimki de elbette...
İyi insan olmak ne kadar kompleks analizler gerektiriyorsa, iyi insan damgasını yapıştırmak da o kadar kompleks işlemler gerektirmelidir bence. Siz siz olun, bu mührü çok kolay kullanıp heba etmeyin derim.
Benim ölçü metrem şöyle çalışır:
İyi insan, mutlu insandır... Anlık mutlu olan değil ama, her daim mutlu olan insandır. Kavga ederken, belayı savuşturmaya çalışırken, hastalıkla mücadele ederken, acısını kalbine gömerken, evlenirken, yürütemeyip ayrılırken hep mutlu olan insandır iyi insan.
Kendinde olanı paylaşırken mutludur iyi insan. Mutluluğunu paylaşmaya can atar. Paylaşınca çoğalacağını bilir çünkü. Defalarca denemiştir. Denedikçe mutlu olmuştur. Denedikçe iyi insan olmuştur.
Çocuk kimin olursa olsun, gelecek gözüyle bakar çocuklara. Emek vermek ister. İyilik mührü bile beklemeden, karşılık istemeden faydalı olmak ister. Onun kazancını kendi kazancı bilir. Arttırmak ister.
Bütün insanları önemsediği gibi, doğayı ve mahlukatı da önemser. Ölçüyü kaçırmamak prensibi iken, kaçıranı uyarmak vazifesi olmuştur. Hayatında bananecilik hiç yer tutmaz. Kendisini değiştirir, çevresini değiştirmeye girişir.
Boş zamanı yoktur, tatil yapmaz, atıl yaşamı kabul edemez.
Tabiat korosuna bir ses olmaya, taş üstüne taş koymaya uğraşır.
Eseriyle öğünmez, üretmeye kaldığı yerden devam eder.
Şan, şöhret derdine düşmez, yaptığı iyiliğe ücret istemez.
Rekabeti sevmez. İnsanın ruhunu köleleştirdiğini bilir.
Özgürlüğün peşinde koşar. Özgürlüğün sınırsızlık olmadığını bilir.
Sınırlarını bilir, korumasını da bilir.
İyi insan güven duyulan insandır. Zor zamanlarda baş vurulan insandır. Terazisine güvenilir, hükümlerine rağbet edilir.
Hz Muhammed bildiğim güvendiğim en iyi insandır. Risaleti tebliğ ettiği yirmi üç yıl boyunca zorlukların içinde yaşadı ne yazık ki... Risaletten önce Mekke nin en güvenilir insanıydı. El Emin diye anılırdı. Risaletle birlikte düşman ilan edildi. Ataların dininin en büyük düşmanıydı artık. Ama hala iyi insandı. Eskisinden daha iyi, rabbinin desteği ile daha mutluydu. ( İnşirah suresi)
Güzel ahlakta insanlığın zirvesini görmüştü hz. Muhammed. Tüm acılarına, zorluklarına rağmen mutluydu. Doğru yolda gitmenin, doğru ipe tutunmanın mutluğunu yaşadı. İnsanlara mutlu olmanın sırlarını vahiyle öğretti. Felaha ermek, mutlu olmaktı. Bu dünyada mutlu olmak, sonsuz ahiret hayatında da mutlu olmayı sağlayacaktı. İnsanlar yalnızca Allah'ın insan nefsine şifa getiren ayetleri ile mutlu olabilirdi. Ayetleri okumak değil tabi ki, ayetleri hayata geçirmekti mutluluğun sırrı.
Demek ki, mutlu olmak zorluklarla, acılarla, mücadele ile yan yana olabiliyormuş.
Demek ki, mutlu olmak, zevk'i  sefa sürmek anlamına gelmiyormuş.
Demek ki, mutlu olmak kimsede olmasın, yalnız benim olsun duygusuyla bağdaşmıyormuş. Başkalarını küçük görmekle, kendi statisünü yükseltmeye çalışmakla hiç örtüşmüyormuş.
Demek ki, mutlu olmak dünyevi başarı ile husule gelmiyormuş. Kalbin üzerinde vicdanın hüküm sürmesiyle vücut buluyormuş.
Yani iyi insanlar, mutlu insanlarmış.
Farklı dinlerdeki iyi insanlar da mutlu insanlardır elbette. İyi olmayı bir sebebe bağlamak mutlu olmaya yeterli olacaktır. Hatta inanmayan iyi insanlar da mutlu insanlar olabilir. Onların tek handikapı, zorluklarla mücadele gerektiren karanlık günlerde, sebep sonuç analizleri gereken hassas günlerde ortaya çıkacaktır. Sinava tabi olma meselesini anlamakta zorlanacaklardır. İyi insanlar sebepleri bir gün mutlaka bulacaktır.

Mutluluğa giden yolda bütün iyilikler birer araç olacak, iyi insanlar mutlu insanlar olarak dünya hayatını değerli kılacaktır.