Yazar: Sema Ezgü
Sorgulama eksikliği sosyal medya ile sınırlı kalsaydı eğer, bir nebze işi kurtarırdık belki. Sanal aleme güvenilmez der geçer giderdik kolayından. Ama o iş öyle kolay olmuyor. Emin olmadan konuşmak, kötü bir alışkanlık denilip köşede durduğu gibi, uslu uslu durmuyor. Kınayan, "emin misin ?" diyerek kişiyi araştımaya yöneltmeden, sırf karşıtlık olsun diye kınamaya devam ettiği sürece, onaylayan ise sırtını sıvazlayıp " aferin, ben de aynı senin gibi düşünüyorum" dediği sürece EMİN olamayız.
Bakınız, görünüz;
Bilen bilmeyen, duyan duymayan hepimiz, bol keseden hükümler vermeye devam ediyoruz.
Hoşumuza gitmeyen her şeye yanlış diyebiliyoruz mesela. Hoşumuza gidene ise evladımız gibi yapışıp elimizden kaçmasın diye mesai harcıyoruz.
Bugüne dek öğrendiğimiz doğruların doğru olmadığını duymaya tahammül edemiyoruz. Hatta o fikri araştırmak gerektiğini farketmek yerine, karşıt görüşleri sahipleriyle birlikte çöpe atmayı tercih ediyoruz.
Hiç de bilimsel olmayan ön yargılarımızı sabitleyip sıkı sıkı sarılmayı marifet sayıyoruz.
Başkasına sormayı akıl edemiyorsak eğer, en isabetlisi bu soruyu kendimize sormaktır.
Emin misin ? Diyerek kendi nefsimizi sorguya çekmektir işin aslı
Hüküm vermek, aslında bir gerçeğe ulaşmak için çok ciddi emek harcadıktan sonra ulaşılması gereken son nokta olması gerekirken, o noktaya ulaşabilen insanlardan olmayı başarsak bile o soruyu yeniden ve yeniden kendimize sormaktan çekinmemektir.
Hayat felsefemizin adı olmalı EMİN MİSİN sorusu. Biz, tepeden tırnağa EMİN insanlar olmak istiyorsak öncelikle kendi dışımızdaki her şeyden emin olmaya emek harcamalıyız. İşte biz ancak o zaman, kendisinden, fikirlerinden, eylemlerinde EMİN olunan, güvenilir insanlar olmayı becerebiliriz. Ancak o zaman kendi ailemizle başlayan güvenilirlik çemberini dalga dalga genişleterek çevremize yaymayı başarabiliriz.
İşte o zaman "bu eğitim sistemi nereye koşuyor ?" diye bir anlamsız sorunumuz olmaz.
Kendi çağında EL EMİN denilen, düşmanlarının bile takdirini kazanmış Allah Rasulunu, en güzel ahlaklı insanı, HZ Muhammedi örnek almayı beceremiyeceksek, peygamber sünneti diyerek neyin peşinden koşsak nafile olacaktır. Emin olunuz...
27 Aralık 2017 Çarşamba
EMİN MİSİN ? 1
Yazar: Sema Ezgü
Son zamanlarda en çok kullandığım sözcükler oldu bunlar..
Emin misin ? Diyorum.
Bir fikri, alıntı bir bilgiyi, yazarı belli olmayan güncel eleştiri yazılarını sosyal medyadan derleyip toparlayıp ortaya getiren, sonra da kazara üstüme kalır endişesiyle " bir arkadaşımdan geldi, paylaşayım dedim " diyen kişilere karşı ilk tepkim de aynı oluyor.
Emin misin ? Diyorum.
Sonra da tepkimin dozunu arttırıp veryansın ediyorum adeta..
Emin değilsen, neden paylaşıyorsun?
Araştırdın mı? Kaynağı ne ? Gerçekliği ne ? Biraz zaman ayırıp inceleseydin önce, olmaz mıydı? Benden ne bekliyorsun ? Başımı sallayıp onaylamamı, sonra da paylaşımını yayarak etki alanını arttırmamı mı, ya da senin yapmadığını yapıp araştırmamı mı ?
Tabii olarak, bir cevap beklemeden sonuncusunu yapıyorum. İstisnasız her zaman araştırmaya girişiyorum. Sosyal medya saldırganları sayesinde entelektüel yanım gelişiyor çok şükür... Ama sonuçta ne oluyor ? Doğrusunu ben, yanlış olanı herkes öğrenmiş oluyor.
İnsanların hazıra konma alışkanlığından, üşengeçlik zaafından çok iyi faydalanan bir kesim doğurdu sosyal medya. Maalesef acı ve gerçek bir olgu bu günümüzde. Neredeyse hiç kimse "Emin misin ?" diye bir soru ile sorgulama başlatmayı sevmiyor. İlk duyduğuna, her okuduğuna inanmayı tercih ediyor.
Sebep ?
Kendi anlayışına veya ruh haline hitap ediyor ya, öyleyse doğrudur..
Emin misin ? demiyor.
Yapanlar da var elbet. Bilginin o kadar kolay elde edilmediğini bilen azınlık. Ortaya saçılmış yalan yanlış ne varsa düzeltmeye çalışanlar var. Ama yetersiz kalıyor. Çamuru ortaya atanlar her zaman karlı çıkıyorlar. Doğrusu kitlelere ulaşana kadar atı alan Üsküdar'ı geçmiş oluyor.
Son zamanlarda en çok kullandığım sözcükler oldu bunlar..
Emin misin ? Diyorum.
Bir fikri, alıntı bir bilgiyi, yazarı belli olmayan güncel eleştiri yazılarını sosyal medyadan derleyip toparlayıp ortaya getiren, sonra da kazara üstüme kalır endişesiyle " bir arkadaşımdan geldi, paylaşayım dedim " diyen kişilere karşı ilk tepkim de aynı oluyor.
Emin misin ? Diyorum.
Sonra da tepkimin dozunu arttırıp veryansın ediyorum adeta..
Emin değilsen, neden paylaşıyorsun?
Araştırdın mı? Kaynağı ne ? Gerçekliği ne ? Biraz zaman ayırıp inceleseydin önce, olmaz mıydı? Benden ne bekliyorsun ? Başımı sallayıp onaylamamı, sonra da paylaşımını yayarak etki alanını arttırmamı mı, ya da senin yapmadığını yapıp araştırmamı mı ?
Tabii olarak, bir cevap beklemeden sonuncusunu yapıyorum. İstisnasız her zaman araştırmaya girişiyorum. Sosyal medya saldırganları sayesinde entelektüel yanım gelişiyor çok şükür... Ama sonuçta ne oluyor ? Doğrusunu ben, yanlış olanı herkes öğrenmiş oluyor.
İnsanların hazıra konma alışkanlığından, üşengeçlik zaafından çok iyi faydalanan bir kesim doğurdu sosyal medya. Maalesef acı ve gerçek bir olgu bu günümüzde. Neredeyse hiç kimse "Emin misin ?" diye bir soru ile sorgulama başlatmayı sevmiyor. İlk duyduğuna, her okuduğuna inanmayı tercih ediyor.
Sebep ?
Kendi anlayışına veya ruh haline hitap ediyor ya, öyleyse doğrudur..
Emin misin ? demiyor.
Yapanlar da var elbet. Bilginin o kadar kolay elde edilmediğini bilen azınlık. Ortaya saçılmış yalan yanlış ne varsa düzeltmeye çalışanlar var. Ama yetersiz kalıyor. Çamuru ortaya atanlar her zaman karlı çıkıyorlar. Doğrusu kitlelere ulaşana kadar atı alan Üsküdar'ı geçmiş oluyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)