3 Mart 2016 Perşembe

ÇOOOK MEŞGULÜM

Yazar: İsmail Ezgü

Pek çok kişiden şu lafları duyuyorum;
" Çok meşgulüm, 24 saat yetmiyor bana..."

Bu "meşgulüm" kelimesi bana göre sanki biraz "kibir" içeriyor.
Yani arkadaş diyor ki:
" Ben önemli adamım.
 Vaktim çok kıymetli.
 Beni meşgul etmeyin."

Meşguliyet konusuna bakınca genellikle para kazandıracak işlerle  meşgul olduğunu görüyoruz.

Bu arkadaşların en iddialı oldukları konu iyi "program" yapmaları.
Her şeyi önceden kılı kırk yararcasına programlamışlar.
Aynen benim de bir zamanlar  yaptığım gibi...

Neyi programlıyorsun?
"İş"leri. Yani "para"yı, yani "dünyalığı"
Başka neyi programlıyorsun?
Hafta sonu nerede eğleneceğini.
Bu sene nerede ne zaman ne kadar tatil yapacağını.
Bitti mi?
Evi daha lüks bir semte taşıyıp sınıf atlamayı, mümkünse metrekaresi de artsın.
Arabanın yeni modelini alalım ki havamız tam olsun.
Bitti mi?
Bitti.
Gerçekten bitti.
daha ne olsun ki?

Güzel bir eş?
Havuzlu bir ev ve son model bir araba olunca zaten kızlar etrafta pervane olacaklar.
Böylece mutluluğun zirvesine oturacaksın öyle mi?
Ben zaten evliyim diyenlerin hayalini de tahmin edebiliriz  ama fazla detaya girmeyip şeytanı kapıdan içeri davet etmeyelim.

Farkında mısınız hayatın pek çok bölümüne ait bolca program yapıyoruz da hayatın geneli için hiç bir düşüncemiz yok.

Bir saksıda yetiştirip tadına bakacağınız tek bir çilek sahip olduğunuz tüm mal varlığınızdan daha kıymetli olabilir.

Kendinize şunu sorun;
Malınızı  siz mi kullanıyorsunuz? Yoksa malınız sizi mi kullanıyor?
Vazgeçemiyeceğiniz bir malınız varsa bilin ki o sizi kullanıyor.

Geçenlerde bol sakallı , çok dindar bir dostum  kendi yetiştirdiği koçu kurban edemeyip dışardan kurban için koç satın aldığını söylemişti.
Gerekçesi de kendi koyunlarını çok seviyormuş, onlara çok bağlanmış.Kıyamazmış.
"İşte tam da bu nedenle kendi koçunu kurban etmeliydin" diye cevap verdim.
Biraz daha konuşunca bana hak verdi.

Verdiğin şey seni zorlamıyorsa sen galiba eldeki çöpleri veriyorsun.
Bir yetimin başını okşamak için bir kaç kilometre yol gidemiyorsan , 24 saatin 25 e çıksa ne yazar...

1 Mart 2016 Salı

DOWN'LU MUHAMMED

Yazar: İsmail Ezgü

1.3.2016

Suriyeli birkaç aileye arkadaşlarımızla birlikte yardımlarda bulunmaya çalışıyoruz.

Ailelerden birisinde 9 yaşında Muhammed adında down sendromlu bir çocuk var.Düzgün konuşamıyor , derdini işaretlerle ve bir kaç kelime ile anlatmaya çalışıyor.

Yardımları genellikle ben teslim ettiğim  için çocuklar beni gördüğünde havalara uçuyorlar.

Beni en çok etkileyen Muhammedin sevinci.

Yapmacıksız, doğal,içten..

Öğrendim ki bu davranış down sendromlu insanların doğal hali imiş.

Fıtratındaki gibi saf ve samimi davranıyor.

......................

Babası namaz kılarken, küçük Muhammed de yanına oturmuş namaz kılar gibi hareketler yaparak babasını taklit etmeye çalışıyormuş..

Namaz sonunda babası dua ederken bakmış ki Muhammed de birşeyler mırıldanıyor

Babasının bana anlattığına göre ;Muhammed de ellerini semaya çevirmiş; “İsmail abi, dua , rahmet , çok ... “ gibi bazı kelimeler mırıldanıyormuş. Sürekli bu kelimeleri tekrar edip arada bir de “amin” diyormuş.

Boğazıma birşeyler tıkandı...

...........................

Muhammedin duasını bir kefeye koydum. Bizim yaptıklarımızı diğer kefeye...
Muhammedin tarafı ağır geldi.
Daha fazla şeyler yapmamız lazım.
Meselâ; doğuştan delik olan kalbi için birşeyler yapabiliriz.
Sonra da eğitimine yardımcı olabiliriz.
Allah bize muhacir göndermiş.
Yesrib'li mi olacağız, Taif'li mi?
Taif'li olursak kaçırdığımız "Muhammed" fırsatını hatırladıkça  kıyamete kadar kahrolacağız.
Allah'ım bize "Medenî " olmayı nasib et.

..............................

Not: Hayatımdaki hiç bir kazanç Muhammed'in duası kadar beni mutlu etmedi.
Allah'ım ; ilk Muhammed”in duasını da bize nasip et.

Amin.

--------------------------------------------

Aşağıdaki fotoğraf mayıs 2016 da Muhammed in kalp muayenesi için doktor kapısında sıramızı beklerken eşim tarafından çekilmişti.