Yazar: Sema Ezgü
Gün bugündür dostlar, KENDİMİZE YARDIM ETMEK günüdür.
Hemen yanıbaşımızda asrımızın cehennemine tanık olan gözlerimizi, burkulmaktan şaftı kaymış yüreklerimizi onarıp düzeltme günüdür. Geç kalınmış insanlığa sahip çıkma günüdür belki. Belki de bugüne kadar Fransız kaldığımız yardım etme fikriyle tanışma günüdür. Kim bilir, belki bugün mutlu olmanın ne demek olduğunu öğrenme şansını yakalayacağız. Aldığıyla mutlu olacağını zanneden mantalitemiz iflâs bayrağını çekecek, ve nihayet gerçek kendimizle tanışıp, vicdanımızın yaptırım gücünü öğreneceğiz belki bugün. Kim bilir?
Genel olarak yardım fikrine karşı olanların bile bu kritik günlerin sunduğu imkânları kaçırmamasını dilerim. İster inanarak ister inanmadan, insanın yaratılıştaki fabrika ayarlarına dönmesine vesile olacak bu fırsatı kaçırmayalım. Bir yudum insanlığa muhtaç insanlara yardım etmekten değil, kendimize yardım etmekten söz ettiğimi anlatmaya çalışıyorum. Ne kadar becerebildim, bilmiyorum.
O insanlar yardımsız da yaşarlar belki. Kutsal bir dava için kurban edildiklerini bilerek, gocunmadan üzülmeden ama acı içinde ölürler belki. Öldük diye de üzülmezler, ebedi mutluluğa kavuştuk diye sevinirler belki de.
Peki biz ne olacağız. Yaşarken nasıl mutlu olacağız? Ekmeğimizi paylaşmaktan kurtulduk sonunda diye sevinebilecek miyiz? Sınavdan mağlup ayrıldığımızı ne zaman idrak edeceğiz? Bu dünyada inkar ettiğimiz ahiret gerçeğiyle ahiret gerçeğinin içinde uyandığımızı fark ettiğimiz o günde mi?
Gün bugündür dostlar, KENDİMİZE YARDIM ETMEK günüdür.
Azıcık konforumuzdan, birazcık soframızdan, eğlenceden, gezmeden, tozmadan eksiltme günüdür. Aklımızı bencillikten arıtma, nefsimizi iyilikle eğitme günüdür. Bugün şeytana savas açma günüdür. Yaratıcının bizden beklediğini hayata geçirme, KENDİMİZE YARDIM ETMEK günüdür.
19 Aralık 2016 Pazartesi
16 Aralık 2016 Cuma
HAYATIMI DEĞİŞTİREN AYETLER 3
Yazar: İsmail Ezgü
Sağolsun ; sevgili eşim bir yazısında benim " sorunları çözmek " konusunda başarılı olduğumu belirtmiş.
Benim bu methi haketmemi sağlayan en önemli silahım " Müzzemmil 6" ayetidir.
.........
73/MUZZEMMİL-6 : İnne nâşietel leyli hiye eşeddu vat’en ve akvemu kîlâ(kîlen).
..........................
Bu ayete ait üç farklı meali aşağıya kopyalıyorum.
.........
Muhakkak ki gece kalkışı tesir bakımından daha kuvvetli ve okuyuş bakımından daha sağlamdır.
..........
Şu bir gerçek ki, yeni bir oluşa koyulmak üzere geceleyin kalkan, yer tutma bakımından daha güçlü, söz bakımından daha etkilidir.
...........
Doğrusu gece neşesi etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır.
....................
Şu an; bu satırları yazdığım saatler; sabaha karşı 05 suları.
Diğer yazılarımın da doğum saatleri genellikle bu saatlerdir.
Geçmişte ; zorlu meslekî/mühendislik problemlerimi de çözmek için sabaha karşı ayakta olurdum.
Kendimi onların sınıfına sokmam mümkün değil ama; değerli pek çok düşünür ve bilim adamının da en üretken oldukları saatler aynı şekilde sabaha yakın vakitlerdi.
Zaten Allah hemen bir sonraki ayette gecenin avantajını ortaya koyan basit ve muhteşem açıklamasını yapmaktadır.
73/MUZZEMMİL-7: Muhakkak ki senin için gündüzleyin uzun meşguliyet vardır.
Allah diyor ki; gündüz bir ton işiniz var, gürültü var, trafik var, gevezelik var,geçim derdi var, arabanın taksiti , hanımın siparişleri var...
Var da var...
Ama sabaha karşı; hem de dinlenmiş bir vücut ve dimağ ile çözemeyeceğimiz sorun yok.
Elbette; sabahlara kadar diskoteklere , barlara , alemlere "akanlar" için sözüm meclisten dışarı...
Onların tek derdi uçmuş kafa ile duvar diplerinde sızmadan evin yolunu bulabilmek.
Eminim Pastör de , Aynştayn da, Madam Curie de gece hayatını çok severlerdi.
Tüm buluşlarını da barlarda, gece kulüplerinde yapmışlardı.
Kendimi onlara benzettiğimi düşünmeyin sakın...
Okunmayan yazıların yazarı olduğumun farkındayım, merak etmeyin.
Ama olsun...
Yolcu yolunda gerek.
Safımız belli olsun.
.......
Bu arada; "sabah 5 te nasıl uyanayım ? " diyenlere önerim; dizilerin özetleriyle idare ediverin.
Gece hayatına akanlara ise zaten lafım yok.
Onlarla biz farklı türdeniz...
Biz "tavuk" cinsi; onlar "yarasa" .
Sağolsun ; sevgili eşim bir yazısında benim " sorunları çözmek " konusunda başarılı olduğumu belirtmiş.
Benim bu methi haketmemi sağlayan en önemli silahım " Müzzemmil 6" ayetidir.
.........
73/MUZZEMMİL-6 : İnne nâşietel leyli hiye eşeddu vat’en ve akvemu kîlâ(kîlen).
..........................
Bu ayete ait üç farklı meali aşağıya kopyalıyorum.
.........
Muhakkak ki gece kalkışı tesir bakımından daha kuvvetli ve okuyuş bakımından daha sağlamdır.
..........
Şu bir gerçek ki, yeni bir oluşa koyulmak üzere geceleyin kalkan, yer tutma bakımından daha güçlü, söz bakımından daha etkilidir.
...........
Doğrusu gece neşesi etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır.
....................
Şu an; bu satırları yazdığım saatler; sabaha karşı 05 suları.
Diğer yazılarımın da doğum saatleri genellikle bu saatlerdir.
Geçmişte ; zorlu meslekî/mühendislik problemlerimi de çözmek için sabaha karşı ayakta olurdum.
Kendimi onların sınıfına sokmam mümkün değil ama; değerli pek çok düşünür ve bilim adamının da en üretken oldukları saatler aynı şekilde sabaha yakın vakitlerdi.
Zaten Allah hemen bir sonraki ayette gecenin avantajını ortaya koyan basit ve muhteşem açıklamasını yapmaktadır.
73/MUZZEMMİL-7: Muhakkak ki senin için gündüzleyin uzun meşguliyet vardır.
Allah diyor ki; gündüz bir ton işiniz var, gürültü var, trafik var, gevezelik var,geçim derdi var, arabanın taksiti , hanımın siparişleri var...
Var da var...
Ama sabaha karşı; hem de dinlenmiş bir vücut ve dimağ ile çözemeyeceğimiz sorun yok.
Elbette; sabahlara kadar diskoteklere , barlara , alemlere "akanlar" için sözüm meclisten dışarı...
Onların tek derdi uçmuş kafa ile duvar diplerinde sızmadan evin yolunu bulabilmek.
Eminim Pastör de , Aynştayn da, Madam Curie de gece hayatını çok severlerdi.
Tüm buluşlarını da barlarda, gece kulüplerinde yapmışlardı.
Kendimi onlara benzettiğimi düşünmeyin sakın...
Okunmayan yazıların yazarı olduğumun farkındayım, merak etmeyin.
Ama olsun...
Yolcu yolunda gerek.
Safımız belli olsun.
.......
Bu arada; "sabah 5 te nasıl uyanayım ? " diyenlere önerim; dizilerin özetleriyle idare ediverin.
Gece hayatına akanlara ise zaten lafım yok.
Onlarla biz farklı türdeniz...
Biz "tavuk" cinsi; onlar "yarasa" .
1 Aralık 2016 Perşembe
HAYATIMI DEĞİŞTİREN AYETLER 2
Yazar: İsmail Ezgü
Rahman suresinde 31 tokat.
İnanın abartmıyorum;
Rahman suresini okuduğumda gerçekten kendimi 31 kere tokat yemiş gibi hissediyorum.
Bu yazının içinde herhangi bir cümleyi 31 kere tekrarlasam benim hakkımda ne düşünürsünüz?
En iyimser okuyucu bilgisayarda yazarken acemice bir hata yaptığımı farz edecektir herhalde...
Biraz daha ileri giden ise benim kafayı yediğimden şüphelenecektir.
Peki ; hayat kitabımız Kuran'ın bir suresinde bir ayet ; adeta kafamıza balyozla vurulurcasına ; tam 31 kere tekrarlanıyorsa ?
.........
Aşağıdaki ayet tam 31 kere tekrarlanıyor:
"Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?"
........
Rabbimiz adeta diyor ki;
"Bunu verdim inkâr ettiniz...
Şunu verdim inkâr ettiniz...
Ne verdiysek yalanladınız..
İnkâr etmediğiniz ne var ki zaten !
...............
İnanın surenin sonlarına yaklaşırken yerin dibine giresim geliyor. Beynim zonkluyor...
Ne diyebiliriz ki?
Hepsi tam doğru...
Hiç abartmadan bizi bize anlatıyor.
........
Peki Rabbimiz neden aynı ayeti ; hem de aynı sure içinde, bombardıman yapar gibi 31 kere tekrarlıyor?
31 cümle yaklaşık bir sayfa yazı demektir.
Kuran dünyanın en çok basılan kitabı.
Dünya genelini düşünürsek; bu demektir ki milyarlarca sayfa , milyonlarca kitap , yani milyonlarca ağaç tek bir cümle için harcanmış.
Benim Allah'ım en çevreciden daha çevreci.... Bu kadar çok ağacı boşuna harcamış olamaz...
Kuranda buna benzer bir durum başka hiç bir yerde yok.
Allah'ı bu kadar hiddetlendiren şey ne acaba?
Biran dönüp aynı soruyu kendime sordum; Beni en çok kızdıran şey nedir?
Cevabını hemen buldum:
Nankörlük !
Evet; nankörlük!
Birisi yardımlarımıza karşılık bize ters bir davranışta bulunsa onu hemen nankörlükle itham etmez miyiz?
Biz ki ; Allah'ın bize verdiklerinden bir kısmını başkasına veriyoruz ,karşı taraftan birazcık nankörlük görsek nasıl sinirleniyoruz.
Allah ki bize verdiklerini başkasından almıyor kendisi yaratıyor,
Biz ise bir elimizle Allah tan aldığımızın az bir kısmını diğer elimizle başkasına verirken titriyoruz.
Halbuki sahip olduğumuz her şeyde fakirin, yetimin, düşkünün hakkı var dı di mi? Yani emaneti sahibine verdiğimiz halde havalara giriyoruz.
Eğer biz de Allah gibi verdiğimizi kendimiz yaratsaydık eminim zırnık veremezdik.
.......
Rahman suresini okumaya başladığımda daha ilk satırlarda şok yaşadım.
Mesela; KURAN deyince sadece elimdeki bu kutsal kitabımızı yani "mushaf" ı düşünürdüm. Halbuki Kuran bu kitaptan çok daha geniş bir anlam taşıyormuş.
Tüm kainat yasalarını, tüm düzeni , her şeyi kapsıyormuş.
Okudukça " LEVHİ MAHFUZ" yani " muhafaza edilen levha" neymiş anlamaya başlıyorum.
Kuran sanki "saati kuran" ya da " kurulum yapan " gibi bir şey sanki..
.........
Hayatım boyunca binlerce kitap okudum
Hepsi sel gibi aktı gitti.
Kalan kuma bakıyorum... O kadar az ki .
Halbuki KURAN...
Tek bir satırda bir kamyon kum bırakıyor.
Doldukça doluyorum.
Müthiş bir şey...
Tavsiye ediyorum.
İlgilenin... Alâka gösterin.. Alâka .. Alâk.. !!! ???
Alâk suresi... bunu mu söylüyormuş ???
......
KURAN müthiş...
ALLAH büyük, çok büyük, tek büyük, mutlak büyük..
Rahman suresinde 31 tokat.
İnanın abartmıyorum;
Rahman suresini okuduğumda gerçekten kendimi 31 kere tokat yemiş gibi hissediyorum.
Bu yazının içinde herhangi bir cümleyi 31 kere tekrarlasam benim hakkımda ne düşünürsünüz?
En iyimser okuyucu bilgisayarda yazarken acemice bir hata yaptığımı farz edecektir herhalde...
Biraz daha ileri giden ise benim kafayı yediğimden şüphelenecektir.
Peki ; hayat kitabımız Kuran'ın bir suresinde bir ayet ; adeta kafamıza balyozla vurulurcasına ; tam 31 kere tekrarlanıyorsa ?
.........
Aşağıdaki ayet tam 31 kere tekrarlanıyor:
"Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?"
........
Rabbimiz adeta diyor ki;
"Bunu verdim inkâr ettiniz...
Şunu verdim inkâr ettiniz...
Ne verdiysek yalanladınız..
İnkâr etmediğiniz ne var ki zaten !
...............
İnanın surenin sonlarına yaklaşırken yerin dibine giresim geliyor. Beynim zonkluyor...
Ne diyebiliriz ki?
Hepsi tam doğru...
Hiç abartmadan bizi bize anlatıyor.
........
Peki Rabbimiz neden aynı ayeti ; hem de aynı sure içinde, bombardıman yapar gibi 31 kere tekrarlıyor?
31 cümle yaklaşık bir sayfa yazı demektir.
Kuran dünyanın en çok basılan kitabı.
Dünya genelini düşünürsek; bu demektir ki milyarlarca sayfa , milyonlarca kitap , yani milyonlarca ağaç tek bir cümle için harcanmış.
Benim Allah'ım en çevreciden daha çevreci.... Bu kadar çok ağacı boşuna harcamış olamaz...
Kuranda buna benzer bir durum başka hiç bir yerde yok.
Allah'ı bu kadar hiddetlendiren şey ne acaba?
Biran dönüp aynı soruyu kendime sordum; Beni en çok kızdıran şey nedir?
Cevabını hemen buldum:
Nankörlük !
Evet; nankörlük!
Birisi yardımlarımıza karşılık bize ters bir davranışta bulunsa onu hemen nankörlükle itham etmez miyiz?
Biz ki ; Allah'ın bize verdiklerinden bir kısmını başkasına veriyoruz ,karşı taraftan birazcık nankörlük görsek nasıl sinirleniyoruz.
Allah ki bize verdiklerini başkasından almıyor kendisi yaratıyor,
Biz ise bir elimizle Allah tan aldığımızın az bir kısmını diğer elimizle başkasına verirken titriyoruz.
Halbuki sahip olduğumuz her şeyde fakirin, yetimin, düşkünün hakkı var dı di mi? Yani emaneti sahibine verdiğimiz halde havalara giriyoruz.
Eğer biz de Allah gibi verdiğimizi kendimiz yaratsaydık eminim zırnık veremezdik.
.......
Rahman suresini okumaya başladığımda daha ilk satırlarda şok yaşadım.
Mesela; KURAN deyince sadece elimdeki bu kutsal kitabımızı yani "mushaf" ı düşünürdüm. Halbuki Kuran bu kitaptan çok daha geniş bir anlam taşıyormuş.
Tüm kainat yasalarını, tüm düzeni , her şeyi kapsıyormuş.
Okudukça " LEVHİ MAHFUZ" yani " muhafaza edilen levha" neymiş anlamaya başlıyorum.
Kuran sanki "saati kuran" ya da " kurulum yapan " gibi bir şey sanki..
.........
Hayatım boyunca binlerce kitap okudum
Hepsi sel gibi aktı gitti.
Kalan kuma bakıyorum... O kadar az ki .
Halbuki KURAN...
Tek bir satırda bir kamyon kum bırakıyor.
Doldukça doluyorum.
Müthiş bir şey...
Tavsiye ediyorum.
İlgilenin... Alâka gösterin.. Alâka .. Alâk.. !!! ???
Alâk suresi... bunu mu söylüyormuş ???
......
KURAN müthiş...
ALLAH büyük, çok büyük, tek büyük, mutlak büyük..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)