14 Nisan 2019 Pazar

NE ZAMAN ÖLECEĞİMİ BİLSEYDİM

Yazar: İsmail Ezgü

Elbette nerede, ne zaman ve nasıl öleceğimi kesinlikle bilmiyorum.

Ama bunu bilemeyeceğimi de iyi biliyorum. (31/34)
İyi ki  nasıl, nerede ve ne zaman öleceğimi bilmiyorum.
Düşünsenize; trafik kazasında öleceğimi bilsem?
Ne araba kullanırdım, ne de bir yerlere gidebilirdim.
Amazon ormanlarındaki kabileler gibi kendi köyünden başka bir yerin varlığından dahi habersiz yaşar ve trafik canavarından kurtulan bendeniz muhtemelen aslan ya da kaplan gibi  bir canavara yem olurdum...
Eğer öleceğim yeri tercih etme hakkım olsaydı, şu anki duygu ve tercihime göre bir fidanı dikip can suyunu verdiğim anda mevlama kavuşmayı isterdim.
    Bu kelimeleri mecazi anlamda kullanmadım, gerçekten bir fidanı toprağa kavuşturmaktan bahsediyorum.
Düşünsenize diktiğim zeytin ağacının bin yıl sonra bile insanlara fayda verme ihtimali var.. Tabi ki aklı evvel bir yiyici/yıkıcı ekip buralara ; senede 1 ay bile kullanılmayacak yazlık siteler veya bol yıldızlı tatil köyleri yapmazsa...
Halbuki gerçek yuvalar sonsuz yıldıza sahip gökkubbenin altına yapılır ki arada bir semaya bakıp hiç bir zaman tam sayısını sayacak gücümüzün olmayacağı yıldızlara dalarak ; sistemi kuran, kurulumunu yapan, yazılımını yükleyen hakkında biraz kafa yoralım. Ve şunu asla unutmayalım ki kurulumu yapan istediği anda bu sisteme format atma hakkına ve gücüne de sahiptir.
Korkmayın bunu önceden haber vermeden yapmaz. Her fırsatta bunu hatırlatır, her doğumda, her ölümde...
Her çiçeğin açışında, her yaprağın düşüşünde..
"Kitab"ında yüzlerce kere bunu tekrar etmiştir.

Ta ki "akledelim" diye.