3 Ağustos 2016 Çarşamba

İNSANIN GÖNLÜNDE İSLÂMA YER AÇMAK

Yazar: Sema Ezgü

Bir süredir Kur’anı orijinal metninden okumayı öğrenme çabalarımın meyvalarını toplamaya başlamaktan tarifsiz huzur duyuyorum. Kendini din otoritesi gibi göstermek niyeti taşıyan kendini bilmez biri gibi görünmekten de bir hayli korkuyorum. Hayır, ben sadece mübin ( açık, net ) olan muhteşem rehber kitabımızı doğru anlamak peşinde koşan aciz bir kul olduğumun bilincindeyim. Anladığımı düşünüp mutlu olduğum ayetler nimetinin, nimetler bütününün çok az bir kısmı olduğunun da farkındayım. Tek tesellim eksiğiyle kusurlarıyla da olsa gönlümün islama açılmış olduğunu hissetmem. Allah şaşırtmasın ve beni de sadrını islâma açan, nuru ile aydınlatan kullarından eylesin.

Yıllardır bize anlatılan ve sorgulamadan inanmamız beklenen bir masal var ki, herkes bilir. Hz. Muhammed siyerlerinde ve hadis, rivayet kültüründe Allah’ın mucizesi olarak anlatılır. Yeni doğmuş veya çocuk Muhammed adeta açık kalp ameliyatı geçirmiş ve kalbinin içine İslam dini yerleştirilmiştir. Bu masal halâ tv lerde ballandıra ballandıra anlatılmaya, izleyenleri arasında duygu seli oluşturmaya devam etmekte. Bu masala inanarak göz yaşlarına boğulanlar da az değil, doğru mu bakalım diyerek Kur’ana müracat edenler de. Ne yazık ki, pek çok insan iyi niyetle başvurduğu Kur’an meallerinin farklılıkları arasında kafa karışıklığı yaşayarak pes ediyorlar. İman etmeye çok yakın ama kuşkucu insanlar da var çevremizde. Duydukları masalların etkisinde kalarak ve önlerine dayatılan mönüye bakıp “işte islâm dini budur” diyenlere yüzlerini ekşiterek bakıyorlar. “Olmaz kardeşim, böyle saçmalık olmaz... Ben böyle bir dine inanmıyorum” diyerek ve yalnız Allah’a ait dine kavuşamadan arkalarını dönerek gidiyorlar.

Haksızlar mı ? Hayır, tabi ki çok haklılar. Bu sahih olmayan rivayetlerin temiz insanları dinden uzaklaştırmak gibi bir misyonu var ne yazık ki...

Allah’ın indirdiği dine kavuşmak için ortalıkta dolaşan rivayetler ve onları ileten kaynaklar arasında çok sıkı bir temizlik yapmak gerektiğini bütün aklıselim din otoriteleri önermekte. Kur’an terazisine koyarak eğriyi doğrudan ayırmak tabi ki müslümanlık iddiasında olan alimlere kalıyor. İnşaallah en kısa zamanda bu konuda tedbirler alınır. Ancak, konu yüreklerin iknası meselesi olunca duygusalcılar karşısında doğrucu ve akılcıların işi çok zor görünüyor.

İNŞİRAH ( şerh ) suresini ben de çok seviyorum. Müthiş bir anlatısı, Allah resulünun zor günlerinde inanılmaz bir manevi destekle rabbimiz adeta çağ atlatıyor resulüne. Allah’ ça bir yardımı ve kolaylık müjdeliyor. Konuyu açık kalp ameliyatına ve peygamber mucizesine getirerek asıl mevzuyu saptıranlar ayetin anlamına nasıl zarar verdiklerini biliyorlar mı acaba?

İNŞİRAH SURESİ:

Senin sadrını, zihnini Kur’an ile rahatlatmadık mı?

Ve yükünü sırtından kaldırmadık mı?

Ki o yük, belini iki büklüm etmişti...

Ve senin şanını yüceltmedik mi?

Demek ki, zorluk kolaylıkla yan yana ( yanında) dır.

Gerçekten de zorlukla kolaylık yan yanadır.

Öyleyse zorluktan boşaldığın ( kurtulduğun) zaman hemen başka nasibini ara ( yeni bir zor işe koyul )

Ve yalnız rabbine rağbet et. ( bütün benliğinle rabbine yönel)



Bu suredeki ŞERH kelimesini kalbi fiziken yarıp açmak manasından kurtarmak için sure ile bağlantılı iki ayetle tezimi ortaya koymak istiyorum.

1. EN’AM SURESİ 125. ayet.

Kim irade ederse ( kendi iradesi ile isterse) Allah onu hidayete erdirir, onun gönlünü islâma açar. ( şerh eder). Kim de sapmayı irade ederse ( kendi iradesi ile isterse) onun gönlünü daraltır. Sanki gökyüzüne yükselmiş gibi daralma hissi verir.



2. ZÜMER SURESİ 22. ayet.

Allah kimin gönlünü islâma açarsa ( şerh ederse) o rabbinden bir nur üzere değil midir?

Allah’ın zikrine kalpleri kaskatı olanlara yazlıklar olsun... Onlar açık, net dalalet içindedir.



Bu ayetleri de gördükten sonra Allah’ın Muhammed kulundan başka insanlara da açık kalp ameliyatı yaptığına inanmak isteyen varsa eğer, buyursun inansın...

Allah hepimizi aklını kullanan kullarından eylesin.... Amin...   

1 Ağustos 2016 Pazartesi

KNİDOS BEKLİYOR

Yazar: Sema Ezgü

Tarih 1 ağustos 2016

Sabahın en güzel saatlerinde doğasına, denizine, sır vermeyen gizemine doyamadığımız antik şehir Knidos’dan ayrılıyoruz. Sabah erkenden uçan ihanet çetesinin son elemanlarının da bize çok yakın bir mevkiide yakalandığını öğrenip ferahladıktan sonra güneş ışığına muhtaç solar teknemizle yola koyuluyoruz.

Ardımızda bıraktığımız Knidos’un tarihe tanıklık etmiş taşını, toprağını gezerken farkettik ki, bu ihtişamlı antik şehir halâ bekliyor. Arkeolojik kazılar henüz çok yetersiz kalmış görünüyor. Ortaya çıkarılmış eski medeniyetin henüz çok az bir bölümü gün yüzüne çıkabilmiş belli ki. Oysa Knidos mevcudiyetinin gerçek boyutlarıyla açığa çıkması adına gerekeni yapmış, görünüyor. Toprak üstünde bıraktığı izlerle adeta ben buradayım diye bağırıyor. Her köşesi ayrı güzel ülkemin nice sırlara gebe eskimiş taşı toprağı ilgi bekliyor.

Knidos da bekliyor. Karanlık niyetler tarafından eserleri talan edilmeden önce keşfedilmeyi bekliyor. İnşaallah sıra gelir, ülkemin güzel insanları vicdan yoksunlarının kirli emellerine alet olmaktan en kısa zamanda kurtulur ve biz de tarihi güzelliklerimizin hakkını hakkıyla veririz.

Bekle Knidos, biraz daha zaman...