19 Şubat 2015 Perşembe

MUTLULUK

Yazar: İsmail Ezgü

EŞLER NASIL MUTLU OLUR?

Son yıllarda çevremiz , boşanan veya boşanamayan mutsuz çiftlerle doldu..
Jet hızıyla evleniyoruz , ayrılmak veya boşanmak bu kadar kolay ve hızlı olamıyor.
Hele bir de çocuklar varsa...
İçim daralıyor.

Ben çok mutlu bir aile babasıyım.
Biz nasıl mutlu olduk, çevremizdekiler neden mutsuz?
Mutlu gibi görünen çiftlerin dahi aslında mutlu olmadıklarını, çok güzel rol yaptıklarını farkettim.
İçeride birbirlerinin canına okurken, dışarıda “canım, cicim,aşkım” hitapları eşliğinde tiyatro oyunu sergilemekteler.
Bizde olan fakat onlarda olmayan neydi?
Uzun zamandır bunu düşünüyor fakat beni tatmin eden bir sonuca varamıyordum.
Kısacası ; diğer insanların mutsuz ve umutsuz olması  bizim mutluluğumuzu da gölgeliyor..

Bizde bir şey veya birşeyler var, onlar da ise yoktu.Ya da tersi..
Olmayan şeyi tespit etmek, bulmak çok zor.
Neydi bizde olan ve onlarda olmayan?

Ortak değer !
Eğer eşinizle ortak bir şeyiniz varsa mutlu olma şansınız da var demektir.
Ortak değerinizin kalitesine göre mutluluğunuzun seviyesi ve sağlamlığı  farklı oluyor.
Örneğin; eşler ortak bir hobiye sahipse bu onları bir arada tutabiliyor.
Parayı çok seven bir çift çok para kazandıkları sürece kendilerini mutlu hissedebilirler.
İstedikleri oranda para gelmediğinde sorunlar başlar..
Seyahati çok seven bir çift eve döndüklerinde kendilerini mutsuz hissederler..
.......
Peki beni eşimle birlikte sürekli mutlu kılan ortak değer nedir?
Biz cevabı uzun zaman önce bulduk..
Bizim ortak değerimiz : Allah !
Daha doğrusu Allah'ın bize görünen yüzü Kur'an !
Bu cevabı duyunca bazı suratların ekşidiğini tahmin ediyorum, ama bizim cevabımız bu !
Biz, ikimiz birden , bahçemizde yeşeren bir tohumda veya bir fidanda Allah'ı görüyoruz.

Çevremizde pek çok dindar fakat mutsuz aile var. Onlar neden mutlu olamıyorlar?
Bu soru da uzun zamandır kafamızı kurcalıyor.
 Peki nasıl oluyor da aynı ilaç onlarda aynı sonucu  yani; iyileşmeyi sağlayamıyor?

İşte burada  tarihimizin en büyük sorunu  ortaya çıkıyor. Dindar görünüyoruz  fakat aslında dindar  değiliz. Geleneğimizi din zannediyoruz.

Anlamadan okuduğumuz bir kitabın bize ne öğretmesini bekliyoruz ki?
Papağan da aynı şeyi yapabiliyor. Hatta ; bilgisayarın belleği bu konuda bizden çok daha iyi..
Bir kere kaydediyorsun, yüz kere, bin kere hatim edebiliyor.
“Anlayasınız “ diye gönderilen mesajı   hiç anlamadan, anlamını merak dahi etmeden tekrarlayıp duruyoruz.
Doktor reçete yazmış, biz reçeteyi hergün okuyup hatmederek şifa bekliyoruz.İlacı alıp yutsak sorun bitecek..
Aklımızı ne zaman kullanacağız?
Belki de aklımızın farkında bile değiliz..
Sahip olduğumuz pek çok güzellikten habersiz  olduğumuz gibi...
Her şey bitmedi.. Ha gayret ! Bir yerden başlayın, göreceksiniz, şaşıracaksınız...Mutlu olacaksınız..