Yazar: İsmail Ezgü
İBRETLİK SALAKLIK (YA DA İHMAL)
Yıl 1982.Tophane tayfun pasajında 18 m2 dükkan kiralamışız. İşleri biraz yoluna koymaya başlamışız ki dükkan sahibi teyze dükkanı satılığa çıkarttı, bize kolaylık da sağladı ve biraz peşin kalanı taksitle satın aldım.
Taksitleri ödeyebilmek için sirkecide gösterişli bir firmada yarım gün servis mühendisi olarak çalışmaya başladım.
Sabahları sirkecide, öğleden sonra da geç saatlere kadar kendi dükkanımda çalışıyorum.
Bir müddet sonra işler biraz daha büyüdü, 18 m2 ye sığamaz olduk.
Yan dükkan bizimkinin nerdeyse iki katı. Sahibi Almanyada. Bir gün tatile geldiklerinde bize uğrayıp dükkanı kiraya vermek istediklerini söylediler. Tam zamanı. Sanki Allah beni duyuyor(?)
(şu an diyorum ki; ona ne şüphe, ama o zamanlar bu konulara uzağım, varsa yoksa iş.)
Kiraladık.Bir sene sonra tekrar tatile geldiklerinde yine bize uğradılar. Dükkanı satmaya karar vermişler. Tekrar gözümü kararttım, borç , harç satın aldım.
Satan kişi ; yan tarafta tuvaletin arka kısmında bize ait küçük bir yer daha olduğunu söyledi. Sağa sola baktım böyle bir alan göremedim. Sadece pasajın temizlik aletlerinin konulduğu 1 m2 lik izbe bir yer vardı. Üzerinde durmadım.
Allah yardım ediyor, bir müddet sonra yine sığmamaya başladık. Aynı pasajda 12 m2 bir dükkan daha kiraladık. Fakat kirası biraz fahiş oldu bu sefer. İhtiyacımız var ya, acımadı mal sahibi...
Yıllar yıllar geçti, Anadolu yakasında küçük bir fabrika binası inşa ettik. Tophanedeki bu dükkanlara ihtiyacımız kalmadı. Pasajdaki dükkanları da aynı pasajda dükkanı olan ve epeydir benim dükkanları isteyen hemşehrime sattım.
Bir iki yıl sonra dükkanları alan hemşehrim beni aradı. Heyecanlı bir sesle; benden satın aldığı dükkanla ilgili olarak, bir sebepten dolayı belediyeye gittiğini ve projeleri incelediklerinde ,benim sattığım dükkanın yanında 16 m2 lik ikinci bir dükkanım daha olduğunu söyledi. Ben dükkanı alırken ikisini bir almış, satarken de ikisini bir satmışım.
Hemşerim sesi titreyerek şimdi ne yapacağımızı sorup durdu.
Kısa bir süre düşündüm. Kısmet olsaydı olurdu, demek ki kısmetim değilmiş, “güle güle kullan” dedim. Kulaklarına inanamadı; “Yani, sen şimdi bu dükkanda hak iddia etmiyecek misin” dedi.
O anda nasıl bu kadar rahat oldum bilemiyorum fakat ben yine tekrarladım; “ güle güle kullan” dedim. “Demek ki Allah bana kısmet etmek istememiş”
Kulaklarına inanamadı. Tophane Boğazkesende 16 m2 dükkan oldukça kıymetli. Nasıl olupta bu kadar kolay vazgeçebilirdim ki? Düşünün ki ben 12 m2 dükkan için hatırı sayılır bir kira ödemişim, diğer tarafta 16 m2 dükkanım beni bekliyormuş. Buna ben kısmet diyeyim ,siz salaklık...
Peki sonra neler oldu;
Hemşehrimin çok sevindiği bu piyango dükkan , diğer bir komşumuz olan dükkan sahibi tarafından zamanında bilerek veya sehven(?) kendi dükkanına katılıvermişmiş.
Bizim gibi akıllılar dükkanına sahip çıkmadığı için 10 yıldan fazla bu alanı kullanmışlar.
Bu kayıp dükkanın yeni sahibi hemşerim hemen işe koyulmuş, önce güzellikle, sonra kanun zoruyla dükkanını istemiş.Fakat karşı taraf aşırı inatçı çıkmış ve sonuçta kanlı bıçaklı olduklarını duydum.Yıllarca sürmüş bu kavga.
Sonuç ne oldu bilmiyorum, sormadım da. Gerçekten ilgilenmiyorum.
Geçmiş geçmiş..
Hiçbir anını değiştiremem.
Gelecek ise benim elimde..
Ne istersem Allah veriyor.
ALLAHım hayırlı olanları ver... Amin.
6.12.2014