Yazar: İsmail Ezgü
YARIN BAYRAM !
Bugün 11 eylül arefe ... Yarın 12 eylül ; Kurban bayramı.
Tarihlere bakar mısınız? İlki Amerika için , ikincisi bizim için unutulmaz günler.
Neyse oralara girmeyelim....
Yarın bayram dedik ya... Hem de 9 günlük tatil. Yazın son fırsatı. Herkes yollarda.
Bu yaz turizmciler sıkıntıda. Belki bu 9 günlük tatil onlara merhem olur.
İki gündür yollar tıkalı, kilometrelerce kuyruk.
Bayram tatili 9 güne çıkarıldı diye insanlar bir mutlu bir mutlu...
Tatili 19 gün yapsak daha mutlu olacaklar... 29 gün yapsak daha da çok sevinirler.
Peki bunun sonu nereye varacak çocuklar.
Her gün tatil olsa mutlu olacak mısınız?
Hiç terlemeden bir ton paranız olsa, istediğiniz son model arabayı, kocaman havuzlu villaları şıp diye satın alabilseniz mutlu olacak mısınız?
Siz öyle zannedin.
Geriye dönüp tatil konusuna geleyim. Tatile giderken mutlusunuz, tatilin ilk günü mutsuz olmaya başlıyorsunuz.. Gitti 9 un biri... Hele tatilin son günü adeta işkence gibi.
Aranızda pazar akşamını ve pazartesi gününü seven var mı?
Siz tatil adı altında kendinize işkence ediyorsunuz.
3 saatlik yol bayramda oluyor 5 saat...
Otel fiyatları üç katı... Uçak biletleri tavan... Yer de yok zaten.. Otobüsler tıklım tıklım. Şöförler uykusuz. En iyisi arabayla gitmek. Arabayı yeni almışsın, tecrüben de yok. Ama olsun...
Sonrası; haberlerde hep aynı cümleler... Bu bayram karayollarında ölü sayısı 300-500.
Bu mu tatil...
Elimden gelse hepinize bayram tatili kadar yani dokuz gün bonus olarak tatil hediye ederdim.
Derdim ki; bayramı tatil yapmayın, yan gelip yatmayın. Bayramı bayram gibi yaşayın. Sonra istediğiniz zaman istediğiniz yerde tatil yaparsınız. Hepinizin “keşke“ dediğini duyar gibiyim.
Aslında bu size verilmiş. Hanginizin bayram dışında tatili yok ki?
Öğrencilerin, öğretmenlerin 2-3 ay , memurun 3-4 hafta . En gariban işçi kesiminin dahi ilk senesinde en az 2 hafta yıllık tatili var.Sonra kademeli artıyor.
Tatili neden yapıyoruz? Dinlenmek için. Peki siz tatilde dinleniyor musunuz?
Dinlenmekten ne anlıyorsunuz; Vücudunuzun dinlenmesi mi? Buna 9 saat yeter. Halbuki size 9 gün yetmiyecek. Neden?
Çünkü esas dinlendirmeniz gereken yer ruhunuz, beyniniz. Siz yan gelip yatmayı tatil zannediyorsunuz.Ruhunuzu dinlendirmenin yolu ise sizin tatilde yaptıklarınız değil. Avrupalı hiç olmazsa tatilde üç beş kitap bitiriyor. Siz tatilde gazete bile okumuyorsunuz.
Ben bahçedeki solucanı , karıncayı seyrederken dinleniyorum, bahçeyi çapalarken , burnumdan ter damlarken dinleniyorum ya siz nasıl dinleniyorsunuz?
Tatil dönüşü aynaya bakın hiç biriniz mutlu değilsiniz.
Çalışmayı sevmediğiniz sürece mutlu olamıyacaksınız.
Tatil size dinlenmeniz için verildi ; tatil daha iyi çalışmanız içindir. Halbuki siz tatil için çalışıyorsunuz. Bazılarınız bir aylık tatil taksitlerini ödeyebilmek için 11 ay çalışıyor.
Sizin işiniz zor be çocuklar. Çok zor...
Çocukluğumdan beri bisikleti çok severim. Küçükken alma imkanımız olmadı. Ben de kendime tahtadan bisiklet yapmıştım, tekerlekleri eski kamyon rulmanlarından. Çok gürültü yapıyor diye kızarlardı ben bisikletime binerken. Ben bu ilk bisikletimi imal ederken etrafımdakiler bana garip garip bakardı. İki yıl önce solar teknemi yaparken etrafımdakilerde yine aynı bakışları gördüm. En yakınımdakiler de bile...
Siz nasıl tatile giderken mutlu oluyorsanız ben de tahta bisikletimi yaparken ya da solar teknemi yaparken mutlu oluyorum. Ama aramızdaki fark; ben onları kullanırken de , eve dönerken de mutluyum .Ya siz ?
Abim bir bisiklet kazası sonucu aramızdan ayrılınca artık bisiklet benim için hayal oldu.
Bir bisiklet sahibi olabilmem için aradan 40 yıl geçmesi gerekiyormuş.
İki sene evvel marketten kendime bir bisiklet aldım. Artık bu bisiklet sendromundan kurtulmalıyım dedim.Komşumuz Ali abiye özendim. Ben de onun gibi bisikletime binip çarşı pazar gezeceğim.
Yeni bisikletime bir kere bindim, yüz metre gidemedim, geri döndüm.
Aylarca evde durdu. Her gördüğümde bir garip oldum. Sonra işyerine götürdüm. Aylardır orada duruyordu.Onu her gördüğümde yine tarifsiz şeyler hissediyordum.
Herkes ona talip fakat ben veremiyorum. Biz uzaklardayken oğlum bisikletimi birisine vermiş. İçim cız etti. Hep verdiği kişi bisikletten düşerken gözümün önüne geliyor.
Bu arada oğlum da bir bisiklet almadı mı? Daha pahalısından... Güzel havalarda işe bisikletle gidip gelecek ve spor yapmış olacakmış. Onu her bisiklet üstünde gördüğümde ben ne haldeyim bir bilse... İnadına ben de torunlarıma bisiklet aldım.Çocuklarıma da çok küçüklerken almıştım. Diyeceksiniz ki bu ne perhiz..
Derdim şu. Bir an önce bisiklete binmeyi çok iyi öğrensinler.Bisikletin tehlikesi bisikletten değil bizim iyi bisiklet kullanmayı bilmememizden. Abim de iyi bilmiyordu. Bir şeyi doğru kullanmayı bilmiyorsak o şey bizim için tehlike oluyor. Otomobil de öyle, cep telefonu da , bilgisayar da....
Ya sen onu kullanıyorsun ya da o seni...
Nerden geldin buraya ; kurbandan girdin bisikletten çıktın....
Kurban dedim, trafik kurbanları dedim , benim acılarım derken geldim işte bisiklete...
O da benim acılarımdan birisi...Unutulmuyor. Zaten unutmak ta istemiyorum.
Benimkisi bireysel bir acı. Esas acı toplumsal .
Sistemin kurbanları;
1 ay tatil için 11 ay çalışanlar...
Çalışırken tatil hayali kuranlar...
Çalışmaktan zevk almayanlar...
Tatilden döndüğü gün bir sonraki tatilin programını yapmaya başlayanlar...
Esas acı bu...Topluca uçuruma gidiyoruz...