10 Nisan 2017 Pazartesi

BİZE NELER OLDU?

Yazar: İsmail Ezgü

Suriyeli bir aileye yardım etmeye çalışıyoruz.

Haber geldi, yakacakları kalmamış.
istanbul'un en soğuk günleri.
Çocuklar donmak üzere...Yiyecekleri de yok.

Elimde inşaat artığı tahta parçaları var, onları doldurdum minibüse.
Sağolsun bir arkadaşım da bir kaç torba kömür ilave etti.Yan komşum da bir kaç poşet yiyecek almış marketten.
Vardık ailenin  kapısına.
Çocukların mutluluğunu görmelisiniz.
Boynuma atlıyorlar sevinçten..
Anne ve baba malzemeleri indiriyorlar. Ben de çocuklarla sohbet etmeye çalışıyorum.
Bu sırada birkaç delikanlı yanımıza yanaştı.
İçlerinden birisi kızgın bir eda ile sordu;
" Siz Türk ailelere de bu şekilde yardım ediyor musunuz? "
Soruyu sorarken o kadar sinirli ki  ; delikanlı aslında şunu demek istiyor : " neden Suriyelilere yardım ediyorsunuz? Yardım edecek Türk aile kalmadı mı?" 
.........
Cevabım hazır ama boğazıma bir şeyler düğümlendi, kısa bir süre toparlanamadım.
Kendimi zorlayarak şunu diyebildim.
" Biz yardım yapacağımız kimsenin milliyetine bakmıyoruz. Çevremizde kimin ihtiyacı varsa onlara yardım etmeye çalışıyoruz."
Delikanlı devam ediyor;
"Ailenin babası sapasağlam, gitsin Suriye'ye savaşsın, onların yerine bizim askerimiz şehit oluyor"
Anlatmaya çalışıyorum;
"Bak kardeşim, haklı olabilirsin ama bu bugünün sorunu değil. Bu aile bu akşam yemek yemeli ve ısınmalı.
Onların  Halep'teki evi cruise füzesiyle vurulmuş,
 3 yaşındaki kızları parçalanmış, bir diğer kızın vücudu yarım felçli, bir diğer çocuk down sendromlu.
Onlar bu akşam aç ve donmak üzereler, benim amacım , acilen , onların soğuktan ya da açlıktan ölmelerini engellemek...
Ayrıca; bu ailenin oğlu son ana kadar Halep'te savaşmış. Halep Rusların da yardımıyla tamamen Esed rejiminin eline geçince  son anda  hükümetimizin de girişimleri ile sağlanan kısa süreli ateşkes sayesinde  şehri terkedip İstanbul'a eşinin, çocuklarının yanına gelmiş."

Delikanlılar sözlerimin bitmesini dahi beklemeden homurdanarak yanımdan uzaklaştılar.

Bu savaşı normal bir savaş zannediyorlar, halbuki Suriye'deki savaş tüm dünyanın Müslümanlar üzerinde yaptığı savaş tatbikatı ya da son model silahların test oyunları.
Müslüman bir ülkede Müslümanları öldürüp şirketlerine kâr sağlıyorlar.Amerika'nın Suriye hava üssüne yaptığı saldırı sonrası  füze imalatçısı firmanın hisseleri inanılmaz oranda yükseldi. Daha bitmedi; onlar tüm ülkeyi yıkarken kazandıkları gibi, savaş sonrası yapılacak imardan da kazanç sağlayacaklar. Suriye savaşında batılı ülkelerin yaptığı savaş aslında bu pastadan pay kapma savaşıdır.
Aynısı Ukrayna'da Gürcistan'da , Mısır'da Afganistan'da ve benzeri pek çok ülkede olmadı mı?

Şok halindeyim. Moralim sıfır. Deminki neşemden eser kalmadı. Hem üzgün hem de kızgınım.

Biz nasıl bu hale geldik?
Atalarımız İspanya'da katledilen Yahudileri kabul edip asırlarca misafir etmişler, biz Müslüman kardeşlerimize birazcık yardım ettik diye tenkit ediliyoruz.
Biz ne zaman bu kadar savrulduk, ne ara kalplerimiz kömür karası oldu?

Anayasa referandumuna bir hafta kaldı, ortalık toz duman.
Ülkemiz adeta ikiye ayrılmış. Karşı fikirdekiler adeta düşman.

Siyaset içimize işlemiş. artık küçücük yardımlar göze batmaya başlamış.
Herkes karşısındakine bakarken onda nefret edeceği bir şeyler bulmaya çalışıyor ve kolayca da buluveriyor.
Sevmek bu kadar zor iken , nefret etmek ne kadar da kolaylaştı.

Ben bu anlayışı kabullenemiyorum kusura bakmayın.
Türk - Kürt dediniz ayırdınız,
Laik - dindar dediniz parçaladınız,
Kapalı- açık dediniz dışladınız..
Böldünüz, böldünüz....Mahalle mahalle, sokak sokak...
Ailemizi bile parçaladınız.
Evlatlarımız özgürlük istiyor.
Her taraf 1+1 dairelerle doldu.
Her ev de bir kişi. Belki bir de sevgilisi.
Çocuk dahi istemiyorlar... Tatilde ayak bağı oluyormuş...

Şunu unutmayın; hiç bir şeyi sonsuza kadar bölemezsiniz.
Böldüğünüz şeyler sonuçta o kadar küçülür ki artık bölecek bir şeyiniz kalmaz. Sona kalan parçaları görmekte bile zorlanırsınız.
Atomu bile elektronundan, nötronundan ayırdınız, nükleer bombalarla şehirleri dümdüz ettiniz.
Elinizden gelse elektronu da parçalar , daha güçlü  bombalar yapmaya çalışırsınız.
Sizler iki yüzlüsünüz.
Ahmet Kaya'nın şarkılarını bayılarak dinlersiniz, ama kendisini çatal bıçakla memleketinden kovarsınız, bir de "Şerefsiz" damgası vurarak...
O gurbette hasretle ölürken siz onun şarkılarıyla kafa çekersiniz.
 Araplar zaten sizin "muhatabınız" olamaz.
Kürtler ancak inşaat işçisi olarak size yaklaşabilirler.
Sizler "mükemmel"siniz. Sütten çıkmış ak kaşık...

Allah aşkına siz nerede yaşıyorsunuz?
Elalemi beğenmeyen sizler kafanızı kaldırıp etrafınıza bir baksanıza...
Çok uzaklara değil trafiğe bakın ne mal olduğumuzu anlarsınız.
Sizin o beğenmediklerinizden bir farkınız yok.
Onlar da sokağa çöp atıyor, sizler de..
Onlar da yere tükürüyor sizler de..
Midem kaldırmıyor , daha fazla sayamıyacağım.
..........
Hiç bir şeye saygımız yok.
Ama size bakarsak dünyanın en mükemmel ırkıyız.
İçimden " Hadi ordan.. " demek geçiyor.
Anladım ki hiç birimizin evinde ayna yok. Kimse kendine bakmıyor.
Dedelerimizin masallarıyla avunup gidiyoruz.
Ölüp gideceğiz de ardımızda çivi kadar dahi izimiz kalmayacak.
Siz bu halimizle " ilelebet payidar" kalacağımıza gerçekten inanıyor musunuz ?
Ben her sokağa çıktığımda eve biraz daha moralsiz dönüyorum.
İnsanlıktan uzaklaştıkça küçülüyoruz.
Küçülüp yok olacağız.
Değerlerimizi çöpe attık,
Değersiz kaldık...
Ümitsiz kaldık...