17 Haziran 2016 Cuma

HAYÂL NEDİR ? GERÇEK NEDİR ?

Yazar: Sema Ezgü

Yıl : 2013

Akşamlardan bir akşam. Evimizde karşılıklı kanepelerde oturmuş en sevdiğimiz dizimizi izliyoruz televizyonda. Yok yok, sadece ben izliyorum. Bir ara sol tarafıma baktığımda eşimin o meşhur defterine bir şeyler yazıp çizdiğini görüyorum. İşlerle ilgili notlar alıyor diye önemsemiyorum. Hayret, diyorum içimden. Bu diziyi o da severdi ama izlemeyi bırakmış işe dalmış. Alışıldık İsmail Ezgü manzarası benim için. Birazdan defterden bir sayfayı açıp bana gösteriyor. Garip tuhaf çizimler görüyorum sayfada. Anlamıyorum.

“Bunun ne olduğunu asla tahmin edemezsin, bu benim yeni projem” diyor.

Önemsemeden “ evet ” diyerek başımı sallıyorum. Biliyorum ki ne olduğu aklıma gelmez.

Evimizin bahçesine uzun bir direğin üzerine rüzgâr jeneratörü kurdu, bitti, bahçeye kendi elleriyle benim için sera yaptı, o da bitti. Verandayı camekanla kapatıp kışlık mekân haline getirme işini tamamladı.

“Ne kaldı acaba ?” dedim içimden. Sonra dizimi izlemeye devam ettim sessizce.

“Nasılsa dayanamaz birazdan söyler ne olduğunu” diye geçirdim içimden.

Her yeni projesinde biraz muhalif olma özelliğim olduğu halde bu onu asla engellemedi. Ben ise ana olmaktan kaynaklandığını tahmin ettiğim hafif çaplı aksilikler paranoyası taşıyorum içimde. Kötü olasılıkları farketmeye plânlamışım zihnimi. Ben buna tedbir diyorum, eşim ise muhalefet.

“Hayallerimi engelleme benim” diyor. Engellemiyorum. Zaten engelleyemiyorum. Sadece önüne çıkacak problemleri erken hatırlatıp tedbir almasını istiyorum. O da beni hayâllerine asla engellemeyen bir eş olduğum için seviyor, biliyorum.

Gösterdiği çizimlerin solar ( güneş enerjisi ile çalışan) tekne projesi olduğunu söylediği zaman ilk kez farklı düşündüm.

“Yaşlandın artık, acaip hayâller kuruyorsun. Gerçek olma ihtimali çok zayıf” dedim açıkça. Bana kızdı her defasında.

“Bana güvenmiyorsun, hem de bunca yaptıklarımdan sonra” dedi.

Gerçekten bütün iş hayatı boyunca hep zor işlere talip olmuş, denenmemiş olanları denemişti eşim. Oysa benim derdim güvenmek meselesi değil, yoğun geçen yılları ve yeniden başlayacak çalışma zorluklarını göz önüne alarak ikaz etmekti.

O gün geldi, devamlı olarak Allah izin verirse diyerek işe başlayan eşimin hayâlleri gerçek oldu. Tam istediği ölçülerdeki katamaran tekneyi satın alıp İstanbul'a getirdi. Teknenin alt yapısını kullanarak kendi projesini üzerine uyguladı. Çok çalıştı, emek verdi. Kara gün gelip, menüsküs ameliyatı olduğunda tamam, bu sefer bitti hayâlleri derken ben, o yine durmadı. Kesti, biçti, doğradı, ekledi... Sonunda karada yaptı proje teknesini.

Biz ona bakıp bakıp, “işte Nuh'un gemisi bu! Tufandan kaçıp kurtulmak için harika oldu” diye espriler yaptık. Bir gün denize inip yüzeceğine şüpheyle bakmaya devam ederken bile eşime ve hayâllerine tüm gücümle yardım ettim. Teknenin boyasını kendim yaptım.

Biz iki çılgın, komşuların şaşkın bakışları altında eşimin hayâllerini imar ettik. Çocuklarımız bile inanmakta zorlanmıştı o zamanlarda.

Eşim şöyle dedi:

Ben çocuklarıma hayâl etmenin ve onu gerçekleştirmenin nasıl bir şey olduğunu öğretmek için yapıyorum bunları. Onların hayâlleri eksik. Ne yazık ki, kendi kapasitelerini bilmiyorlar. Üzülüyorum...

Biz Türkçede hayâl dendiğinde gerçek olma ihtimali düşük olan şeyleri kastederiz ve o hayâllerin gerçekleşmesini çoğu zaman kendimiz emek vermeden hatta harici bir makamdan bekleriz.

Oysa, Kur'an dan öğrendim ki hayâl canlandırmak demek yani canlı kılmak, hayata geçirmek demek. Zihinde projesi yapılan bir şeyi gerçekleştirmek. Bizim dilimizde de doğru kullanımı bu olmalıydı. Bu durumda, hayâl ulaşılması zor veya imkânsız olan değil, bir şeyin gerçekleştirilmeden önceki proje hali demek olurdu. Bu kavramı doğru anlamak zihnimize gayret ve emek harcamak gerektiğini hatırlatırdı.

Son zamanlarda Türkçeye geçmiş ve Arapça olduğu unutulmuş pek çok kavramın gerçek manasını Kur'andan öğreniyorum. Bu beni çok heyecanlandırıyor. Kendimi yeni bir dil öğreniyormuş gibi hissediyorum nicedir. Zaman içinde içi boşaltılmış, yozlaştırılmış Arapçadan dilimize geçmiş kavramların gerçek manasını öğreniyorum. Kendi yazılarımda doğru kullanmaya çalışıyorum.

Hayâl diyorduk;

Bu güzelim gençler, körpe zihinler hayâllerini ne zaman kaybettiler ? Eşimle birbirimize bakıp cevabını merak etmeye devam ediyoruz.

Ezelde ve ebedde mutlak Hayy olan Allah'ım, sen çocuklarımıza hayâl etmeyi, sonra da hayâllerini diriltmeyi öğret. Amiin.

Şu anda eşimin hayâl teknesiyle Çanakkale boğazından Ege'ye doğru ilerliyoruz.

Kısmetimizde ne varsa onunla karşılaşacağımızı bilerek her fırsatta şükrediyoruz.

Şükürler olsun...