Yazar: İsmail Ezgü
Yine pek anlayamadığım konulara giriyorum.
.........
Herkes ekonomik şartlardan şikayetçi.
Ayda 2 bin TL kazanan da, 20 bin TL kazanan da para sıkıntısı çekiyor? ??
Ama bu garibanlar yaz başında çocuklarına karne hediyesi olarak kedi , köpek alıp yaz sonunda o zavallıları bizim mahalleye bırakıp gidiyorlar.
......
Birkaç gün önce; Eskişehir de bir lise öğrencisi delikanlı köpekler tarafından parçalandı. Benim de içim parçalandı.
Aynı gün bizim mahallenin köpekleri de bana saldırdı.
Yemek verdiğim, başını okşadığım köpekler beni parçalayacaktı neredeyse.
Biliyorum karınları aç..
Bu kadar çok sayıdaki köpeği nasıl doyurabilirim, mümkün değil.
Komşuların çoğu kışlık evlerine gittiler.
Biz iki kişilik mütevazi ailenin mutfağından artanlar anca bir iki kediye yeter.
Ucuz ekmek alıp biraz süte batırıp köpekleri doyurmaya çalışıyoruz ama ne mümkün. ..
Marketin önünde en az on tane köpek bekliyor.
Çıkışta elimizdeki poşetleri zorla alıp kaçmaya başlıyorlar.
Hepsi birer mafya elemanı gibi.Sıkıysa verme...
Köpek sayıları hergeçen gün artıyor.
Terkedilen köpekler içinde çok zarif ev köpekleri olduğu gibi bembeyaz aslan gibi Anadolu Çoban köpekleri dahi var.
Bana göre bu köpek altın gibi kıymetli. Ama adam getirip bırakmış.
Bir sabah hanım heyecanla beni çağırıyor;
"Kalk kalk , kapının önünde kutup ayısı var"
Hanım "ayı" desen tamam da "kutup ayısı" ne ya??
Gittim baktım koskoca anadolu aslanı yani beyaz Çoban köpeği kapının önünde yatıyor.
Kapının önünü tamamen kapatmış, o kadar iri yarı...
Her tarafı yara bere içinde.
Muhtemelen birisi bunu bizim mahalleye bırakmış gitmiş. Mahallenin köpek çetesi de bu yeni gelen arkadaşı hep birlikte mahvetmişler.
Bizim hanım üç ay bu garibanı normale çevirmek için uğraştı.
Bu aslan parçası öyle muhteşem bir hale dönüştü ki pek çok kişi onu alıp götürmeye çalıştı ama beceremediler.
Bizimki kuvvetlenip mahalleyi de tanıyınca tüm köpeklerin teker teker ifadesini aldı ve onların lideri oldu.
Bir gün pahalı jipten inen bir adam gelip köpeği almayı denedi. Hemen tüm komşularla birlikte itiraz ettik tabi...
Ama adam bize durumu izah etmeye çalıştı.
Yakınlarda geniş bahçeli bir evi varmış. Bahçesinde bizim köpeğin dişisini besliyormuş.
Bu erkeği de alayım, çok iyi bakarız falan diye epey dil döktü. İnanmiyorsanız sizi evime götüreyim dedi.
Üşenmedik atladık arabasına gittik.
Tahminimizden de büyük bir arazi içinde tam bir malikâne.. İkna olduk tabi...
Dönüşte biz de yardım ettik, gitti bizim kutup ayısı...
Kurtuldu bizim varoştan..
........
Gelelim tekrar bizim mahalleye ve benim duruma...
Uzun yıllar çok sayıda köpeğim oldu. Tam bir köpekseverim. Bu sayede biliyorum ki köpeklerden kaçmak akıllıca değildir. Pek mümkün de değildir.
Bana saldıran köpeklerle nefesim bitene kadar yumruk yumruğa boğuştum. Başını okşadığım köpekler aslına rücu etmiş , vahşi birer kurt olmuştu.
50 - 60 mt geri geri boğuşarak gitmek meğer ne kadar zormuş.
Karşımda korkunç iki surat, muhteşem dişler,
Yumruklarımdan sadece 10 cm uzaktalar...
Son anlarda nefesim neredeyse bitti.. Bir yandan bağırıyor bir yandan da yumruk sallıyordum.
İnanılmaz birşey; insan bazen en zor anlarında acaip şeyler düşünebiliyor.
Ben de enerjimin bittiği son anlarda Allah'a yalvarıyordum;
" Ne olur Allah'ım ; geri geri giderken beni yere düşürme !"
Düşersem kurtulma şansım yok denecek kadar azalırdı çünkü. ..
Eve döndüğümde hanıma anlatamadım bile...
Bir müddet nefesim düzelmedi.
Allah yardım etti, kurtuldum. Ama ölen delikanlının acısı hâlâ içimde... Ben iki köpekle başa çıkamadım. Zavallı çocuk 25 köpeğe nasıl karşı koyabilsin ki?
Aslında köpekler büyük bir sorun değil.
Ama bir tarafta "zehirleyin hepsini" diyenler; karşı tarafta da köpekleri insanlardan daha çok sevenler.
Esas sorun bizim aklımızı kullanmamakta ısrar etmemiz.
Allah daha ne desin:
(Yunus100) Allah aklını kullanmayanların üzerine pisliği boca eder..
Halimiz tam da bu...
Daha ne desin?