24 Mayıs 2016 Salı

ALİ ÖĞRETMENİN ÖĞRETMENLİĞİ

Yazar: İsmail Ezgü

1968 veya 69 yılı idi.

Ortaokul öğrencisiyim.
Matematik dersindeyiz.
Soğuk bir kış günü, sınıfın sobası yanıyor, camlar buhar olmuş dışarısı neredeyse görünmüyor.

İyi bir öğrenci sayılırım. Sosyal dersleri pek sevmiyorum fakat matematik ve fen derslerinde ilk sıralardayım. Hani şu " inek " kategorisi vardır ya; işte ben de onlardan  sayılırım.

Sınıfımız 1. katta . Önümüzde sokak var ve sokağın diğer tarafında ,karşımızda yüksekçe bir taş duvar. Duvarın üstünde bahçe ve  içerisinde  güzel bir ahşap ev.
   Ali öğretmen matematik hocası, uzun boylu esmer, yakışıklı...
Bizim Ali öğretmene son zamanlarda bir şeyler oldu.
Eskiden dersi hep kendisi anlatırdı, elde tebeşir, tahtaya yazar , yazar sonra da bize sildirirdi.
Son zamanlarda pek  durgunlaştı. Ders anlatma işini inek kategorisindeki arkadaşlarımıza devretti sanki. Kendisi kollarını kavuşturup dalgın dalgın dışarıyı seyrediyor.
  Bendeniz pek saf olduğum için çevrede uçuşan dedikodulardan hep en son haberim olur.
Meğer bizim Ali öğretmen karşı evde oturan ablaya abayı yakmış.  Gözü hep karşı evde.
Tahtada ders anlatan arkadaş Fener-GS maçı anlatsa bizim hoca farkına varmaz.
Ali öğretmen  pencere boyunca gezinip duruyor, bir sağa bir sola... Canı sıkkın çünkü karşı evin pencerelerinde ya da bahçede hiç hareket yok.
Yavaşça gezinirken birden durdu. Buharlı pencere camına takılıp kaldı. Biz de onu seyrediyoruz. Kimsenin tahta başındaki arkadaşı falan dinlediği yok.
Camlar buharlı demiştim ya...
Bizim arkadaşlardan birisi camın buharına parmakla bir şeyler yazmış. Ali öğretmen bu yazıyı çözmeye çalışıyor, çünkü yazı dışarıdan okunacak şekilde tersten yazılmış. Ben de bu yazıyı okumaya çalıştım.
"Ali Ayşe'yi seviyor" yazılmış camın buharına...
 Ayşe adını ben öylesine uydurdum. Ablanın adını hatırlayamıyorum. Fatma da olabilir, Zehra da...
Ben ve sıra arkadaşım hocadan önce yazıyı çözüp kıkırdamaya başladık.

Bizim öğretmen bir anda elektrik çarpmış gibi garip bir hareket yaptı, tahtada ders anlatmaya çalışan kız arkadaşımıza doğru yürüdü.
Bu kızcağız buralı değil.Aramıza sonradan katıldı. Abisi ve yengesi kasabamıza ilkokul öğretmeni olarak tayin olmuşlar. Oldukça sakin ve çalışkan bir kızcağız.
   Bizim Ali öğretmen hışımla kıza bir matematik problemi sordu.
Fakat hocanın görünüşü korkunç, Zaten uzun boylu ve heybetli bir adam. Elinde de kocaman tahta cetveli.. Hani şu kalın ağaç cetvellerden biri.
Kızcağız daha lâfa başlar başlamaz Ali hoca elindeki cetveli diklemesine, yani ince kenarı hedefe vuracak şekilde kızcağızın kafasına geçirdi.
Öyle böyle değil bütün gücüyle kafasına vurdu.
Bir anda kızcağızın altında büyükçe bir ıslaklık. Kızcağızın o anki utancının yüzüne yansıyan ifadesini hiç unutamadım.
 Herkes şaşkın, korku içindeyiz...Sınıfın çoğu ne olduğunu anlamaya çalışıyor.

Sen misin kıkırdayan... Ali hoca yanımdaki arkadaşı da tahtaya çağırmasın mı? Kalk sen çöz problemi !
Aldı mı beni de bir korku !
Sıra arkadaşım bana göre oldukça iri yapılı, babası ilçe ilköğretim müdürü. Yani kafadan biraz torpilli. Bu nedenle sopa yemiyeceğini umuyor ki biraz yavaş davrandı tahtaya giderken.
   Çocukcağız henüz tebeşiri eline alıp tahtaya yazmaya başlarken kafasına iki tane cetvel darbesi yedi. Yine bir önceki gibi diklemesine..
İki eliyle kafasını tutup yere çömeldi.
   Sınıfta müthiş bir korku var fakat kimse kımıldayamıyor.
Eyvah, şimdi de beni çağırdı tahtaya. Ben inek kategorisindeyim ya... Belki çabucak soruyu çözer yırtarım diyordum ki kafama ard arda iki cetvel darbesi yedim ve dünyam karardı.
Cetveli diklemesine vurmasına rağmen ikinci darbede cetvel kırıldı ve kırık yer kafama battı.
Elimi kafama attım ve inanılmaz şekilde  kafam avucumun içine doğru anında  ceviz gibi şişti. Bir yandan da kanama başladı.
Bu anda sınıf koptu. Kimisi sıranın altına girdi ama büyük çoğunluk dondu kaldı, sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlar sanki.
En zor durumda olan ise ilk sopayı yiyen kız arkadaşımız.
Gözlerinden sicim gibi yaşlar akıyor fakat hiç ses yok. Altındaki ıslaklık genişleyip yayılmış.
Yanımda oturan arkadaş ve ben ellerimiz kafamızda yerde beklemedeyiz. Hocayı göremiyorum fakat arkadaşlarımın hepsi şok içinde...
Bu durum ne kadar devam etti hatırlamıyorum. Benim için zaman donmuştu.
Ali öğretmen hışımla sınıftan çıktı gitti. Ben onun gittiğini arkadaşların aniden bağırışmaya başlamalarından anladım. Sınıfın zembereği kopmuştu, herkes bir şeyler söylüyor.
.............
Aradan 1 hafta geçti. Tahtada altını ıslatan kız arkadaşımız bu bir hafta hiç okula gelmedi.
Daha sonra abisi ve yengesi ile birlikte matematik dersine geldiler.
Kızcağız Ali öğretmenden özür diledi ,elini öptü ve yerine oturdu.
Ben ve yanımdaki arkadaşım kafamızın şiştiği gün babalarımıza gidip öğretmeni şikayet etmiştik.
Az kalsın ikinci dayağı babamdan yiyecektim.
"İyi etmiş , oh olmuş , ellerine sağlık , kim bilir ne yapmışsınızdır" dedi.
Kafama bakmadı bile.Bakmamakla da iyi etti; çünkü kafamın halini görse işler farklı olabilirdi.

O gün adalet duygularım yerle bir olmuştu. Hiç bir suçum yokken kafamda iki tane şişik. Bugün çocuğumuz bu halde eve gelse o öğretmen bir gün daha vazifesine devam edebilir mi?
Muhtemelen TV' lerde , gazetelerde  flaş haber olur.
Hele bir de uyanık bir öğrenci olayları telefonuna kaydedebilirse   internette tıklanma rekoru kırmaz mı?

Peki ne oldu?
Küçücük yaşımızda adalet duygumuzu ahirete bırakmıştık ama  !!! 
Allah ahirete bırakmadı...
Bir kaç hafta sonra bizim intikamımızı  üst sınıflardan çift dikişli hatta çok dikişli  bir abimiz aldı.
Bu abimiz neredeyse askerlik yaşı gelmiş fakat  çeşitli nedenlerle okula ara verdiği için bizden çok yaşlı ve iri bir abimiz idi.
Sebebi nedir hatırlamıyorum , belki de bizim halimizden etkilenmiştir ama bu abimiz ıssız bir sokakta Ali öğretmeni evire çevire pataklamış hem de ne pataklama...
   Ali öğretmen  bir daha okula hiç gelmedi.
Hastane civarında onu gören arkadaşlarımızın anlattığına göre  sargılardan suratı görünmüyormuş.
Altına da kaçırmıştır inşallah..
Şunu da eklemem lazım pataklayan abimiz de bir daha hiç okula gelmedi.
Sanıyorum o zaten okulu bırakmaya karar vermişti. Ama giderayak  bir iyilik yapayım dedi ve yaptı.
Böyle bir şeyi tasvip etmek doğru değil ama ben yine de tüm öğretmenlerimin affına sığınarak "ellerine sağlık abicim" diyorum.

Bu hikaye baştan sona yüzde yüz gerçek ve yaşanmıştır.
Arkadaşlarımın isimlerini yazamadım çünkü zavallı kız arkadaşım şimdi inşallah torunlu torbalı mutlu bir hayatı vardır, ona bu berbat yaşanmışlığı hatırlatmış olma ihtimalini göze alamadım.Biliyorsunuz internet ortamı dipsiz kuyu, nerelere ulaşacağı belli olmuyor.
................
Size de tavsiye ederim ki;
Adaleti mahkemede veya çevrenizde bulamadığınız zaman mafyaya başvurmanıza hiç gerek yok.
Allah'a havale edin. 
Hiç şüpheniz olmasın, o gereğini tam hakkıyla yapıyor.
Yapmazsa da bir bildiği, bir hikmeti vardır.
Meselâ ; Ali öğretmen bu olaydan sonra adam olmuş ve hayatının bundan sonraki kısmında dört dörtlük bir İNSAN olmuştur belki de..
Olamaz mı?
Rabbim nelere kadirsin..
İyi ki varsın;
İyi ki ben varlığının farkındayım.
Çok şükür.