Yazar: Sema Ezgü
Bugün herhangi biri eline mikrofon alıp sokağa çıksa, halkın arasına karışsa, hatta değişik semtlerde değişik şehirlerde veya becerikli çıkıp değişik ülkelerde sokağın nabzını tutsa... Günün herhangi bir saatinde karşılaştığı insanlara şu basit soruyu sorsa...
Sizce insanın başına gelebilecek en büyük felâket nedir? dese... Acaba cevaplar nasıl olurdu ?
Hadi gelin beraber bulalım cevabı.
Bizim takımın şampiyonluğu kaybetmesi derdi genç bir arkadaşım.
Evladımın öldüğünü görmek derdi orta yaşlı bir hanım.
İşimi kaybetmek derdi belki genç bir adam
Depremde enkaz altında kalmak derdi öteki
Özürlü bir çocuk sahibi olmak diyen genç hanımlar çıkardı belki, ya da,
Sabah uyandığımda yaşlanmış olduğumu görmek derdi estetiğe düşkün biri.
Hepsi mümkün, hepsi de duyduğumuzda bizi gülümsetecek cevaplar olurdu muhtemelen.
Birinini çıkıp da, ÖN YARGI SAHİBİ OLDUĞUMU FARKETMEK demesini çok isterdim.
Sokağın nabzını tutan kişi ben olsaydım eğer, bu cevabı veren birine rastladığım zaman hemen mikrofonu bir kenara fırlatır, kalabalığın içinde onu kaybetmekten korkarak koluna girerdim. Ona bir ana, bir dost şefkatiyle şöyle seslenirdim:
Hadi bana kendini anlat. Ön yargı sahibi olmadan önceki seni anlat....
Define bulmuş gibi sevinir, insan olmanın inceliklerini her nasılsa öğrenmiş dostuma zihnimi açardım.
Ön YARGI nın insanoğlunun başına gelebilecek en büyük felâket olduğunu düşünen azınlığın içinde olmak ayrı bir felâket olsa da ÖN YARGININ kendisi kadar YIKICI OLMAZDI.
İnanıyorum ki, Allah eğer bir toplumu helâka sürüklemek isterse önce o topluma ÖN YARGI illetini musallat eder. Gerisi kendiliğinden ve çorap söküğü gibi gelir.
Ön YARGI demek, ben yokum, yargılarım var demektir çünkü.
ÖN YARGI demek, düşünme yetisini kullanmaktan acizim demektir.
ÖN YARGI demek, yolculuk yapmayı sevmem, neden sevmediğimi de bilmem. Yolculuk yapanların yoluna oturup çelme takmayı severim. Neden sevdiğimi de bilmem demektir.
ÖN YARGI demek, Furkân olan ( doğru ile yanlışın örnekliği ile bütün zıtlıkları ayırt edici olan) o muhteşem kitapla henüz tanışmadım demektir.
ÖN YARGI demek, kendime şans tanımıyorum, nefsime ( Allah'ın insana verdiği en değerli nimete) değer vermiyorum demektir.
ÖN YARGI demek, Allah'ın bana değer verdiği kadar ben ona değer vermiyorum ( haşa ) demektir.
ÇÜNKÜ, Rehberi Kur'an olanın ÖN YARGISI olmaz.
ÇÜNKÜ, Kur'an la yaşayan insan düşünmekten yorgun düşmüş, mutlu insandır. Kendini bilir, nefsini bilir. Kusurlarını, acizliklerini bilir. Değişmek ve gelişmek zorunda olduğunu bilir. Sabit fikir sahibi olmanın ÖN YARGI sahibi olmakla eşdeğer olduğunu bilir. Fikirleri doğru olsa bile şüphelenmesi gerektiğini bilir. Gerçeği aramaktan asla vaz geçmez.
Allah'ım sen, biz aciz kullarını tüm zamanların en büyük felaketinden, ÖN YARGI illetinden koru yarabbim. Amin.