Yazar: İsmail Ezgü
Allah dileyen herkese nasip etsin.
Yaşım 50 lere ulaştığında apartman hayatından kurtulduk ve şehirden biraz uzak , bahçeli , müstakil bir evimiz oldu.
Gözünüzde fazla büyütmeyin; öyle bir kaç dönümlük muhteşem bir şey değil. Arsası 300 m2 civarı olan mütevazi bir yer.
Biz aldığımızda içinde bakımsız 2 katlı bir ev vardı ve bahçesi tam anlamıyla amazon ormanı gibiydi. Abarttığımı düşünüyorsunuz değil mi?
Şöyle diyeyim; bahçedeki sarmaşık gülleri evin salonunu işgal etmişlerdi. Gerisini siz tahmin edin.
Yaklaşık 8-10 yıl hiç el değmemiş, bitkiler evin içini işgal etmiş.
Evin ön tarafında 3 x 9 mt lik bir veranda varmış, etrafı parmaklıklı. Biz evi aldığımızda bu verandanın varlığını hiç farketmedik inanın.İşte bu kadar amazon...
Bahçeyi temizleyip yürünebilir hale getirmem aralıksız bir haftamı aldı.Bu işi ben yapmalıydım çünkü boyu beni aşan aşan sazlıkları ve dikenleri temizlerken dikkatli olmazsam varlığını farkettiğim birkaç fidanı katletmek gerekecekti. Bense bir fidanı kurtarmak için herşeyi göze alabilirdim. Bir kedi yavrusunu kurtarmak için bu ihtiyar halimle, çarçabuk su kuyusunun dibine kadar , tereddüt etmeden inmiş birisiyim.Bir insanı tehlikede görsem düşünmeden risk alabilirim.Böyle bir tipim.
Bahçemin şimdi geldiği durumu izah edeyim mi size?
Evi, verandayı ve alet edevat koyduğumuz küçük odayı ve portatif 5 mt çapındaki havuzu çıkınca zaten kalan bahçe 150 m2 den fazla değil.
Bu bahçeye eşim için 4x6 m lik bir sera yaptım, kendi ellerimle.
Bu arada küçük bir not düşeyim. Bahçeme başka el değmesine tahammülüm yoktur. Yatak odama birisi girmiş gibi hissediyorum kendimi.
Sadece eşim ve ben.
Serayı da yapınca bize kalan bahçe yine de fena değil.
Allah razı olsun , evin eski sahipleri bize birkaç fidan ve çiçek dikivermiş. Beyaz dut, yeşil erik, nar ve bir kaç gül.
Şu anda ise bahçemde en az yetişmiş 30 dan fazla ağacım var.Ben hariç herkes bu duruma şaşıyor.
Ben ise çok mutluyum.Ağaçların bu sıkışıklığı beni hiç rahatsız etmiyor. Çok verimsiz olan ağaç olursa kesip kurutup mangalda değerlendiriyorum.
Verimsiz ağaçların yerine daha uygun olanları büyütüyorum.
İlaveten bu yaşımda aşı yapmayı öğrendim.
Memleketimden yöreye özgü armut dalları getirip bunlarla bahçedeki armut ağacının dallarına aşılar yaptım. Düşünün bir armut ağacının dört dalına dört farklı aşı yaptım. "yağlıca" Ağarmut" "Şeker armudu..." Bu armut isimlerini hiç duydunuz mu? Nefis tatları vardır.
Seneye elmaya el atacağım. "Amasya" , "ferik elması", "samut elması" , daha niceleri... Ne bulursam...
Etrafımdakiler bu aşılar tutmaz diye burun kıvırıyorlardı fakat hiç firesiz hepsi tuttu. Aşılarım ilk senede 3 metre civarında boy attı.Bir ağaçta en az 4 çeşit armut olacak. Bu sene ikinci yılı. Nisan ayındayız.Armut meyveleri nohut kadar oldular. İnanılmaz zevkli bir şey.
Artık komşu bahçelerindeki meyve ağaçlarına aşı yapıyorum. Talepler üst seviyede...Bir anda bana ziraat uzmanı muamelesi yapmaya başladı komşularım. Artık hanım sebzeler ben ise ağaçlar konusunda bilirkişi tayin edildik.
Bahçemin bir köşesi fidanlığım oldu. Kovalarda fidan yetiştirip eşe dosta dağıtıyorum. Bu sene verdiğim fidan sayısı 20 civarında.
Yukarıda otuzdan fazla ağacım var demiştim. Eminim çoğunuz abarttığımı düşünürsünüz.
Gelin sağdan sayalım; Ayva 3 tane, elma 4 tane,yeşil erik 3, siyah erik 2 , bir tanede iri kırmızı erik,bir tane küçük kırmızı erik, iki farklı dut ,trabzon hurması,incir 2 tane, kızılcık, nar 2 tane. Armutların sayısı 5 ten fazla.Bazı ayva dallarına da armut aşıladım. Deveci armutu gibi iri iri yapıyorlar. Kiraz, vişne,badem, zeytin 2 tane. Herhalde 30 u geçmişizdir.
Bunlar meyvesini yemek nasip olanlar. Küçük fidanlarımı saymıyorum. Ayrıca ağaç olarak saymadığım, beyaz kokulu üzüm, siyah karaağaç üzümüm, ahududu, frenk üzümü,güller, yüzlerce çilek, hem de nefis kokulu osmanlı çileği.
Apartman hayatından kaçmakta haksızmıyım sizce?
Muhteşem bir hayatımız var.
En çok hoşlandığım şey bu ağaçların meyvelerini eşe dosta, evlatlara, torunlara yedirmek.
İçinizden bazıları bizim nasıl bir deli olduğumuzu anlamıştır sanıyorum.
Biz vermeyi öğrendik,
Vermeyi sevdik.Paylaşmayı sevdik.
Sevdirene şükürler olsun.
Verdikçe artıyor, paylaştıkça çoğalıyor...
Allahım cümlemize verebileceğimiz kadar çok zenginlik nasip et.
Veremediğimiz malın esiri etme bizleri.
Amin.