29 Nisan 2016 Cuma

BUGÜN EŞİMİN DOĞUM GÜNÜ

Yazar: Sema Ezgü

Biz yıllardır torunlar hariç gösterişli doğum günleri kutlamaları yapmayız. Gerçekten özeldir doğumgünleri. kutlanması gerekir usulünce. Her yeni hayatın Allah'ın insanlığa bir ikramı olduğunun hatırlanması, kişinin hayata kattıklarıyla, ürettiği güzelliklerle anılması gerekir. Güzellikler üretmenin amacı bu değil midir zaten ? Ardında söz edilmeye değer, değerler bırakılması değil midir ?

   Yoksa hayatı iki elimizin arasından kayıp giden bir servet gibi algılayıp, henüz avucumuzdayken keyfini sürmek midir amaç ? Bana kalırsa böyle düşünen birinin yaşadığı hayatta mutlu olması imkansızdır. Biz onlara tek dünyalı diyoruz. Anı yaşayıp değerli zaman geçirmeye çalışan bu insanlar ahiret hayatına şehir efsanesi muamelesi yaparlar. Seküler düzenin kafası karışmış elemanları gibi yaşarlar. Kafa karışıklığı, zihnin hatalı inşaasından değil, mutluluk haplarının hangisine rağbet etmesini bilememektendir çoğu zaman. Zihnin hatalı inşa edilmesi mi ? Orası ayrı bir hikaye.

   Bugün hayatta var olmanın sebeplerine takıldım. İnsanın zihnindeki karışıklık ve bir türlü içinden çıkamadığı menfaat hesapları onu o kadar yorar ki, ahiret var mıdır, yok mudur araştırmak aklına bile gelmez.  Mutlu olup olmadığını da anlayamadan göçüp gider çoğu zaman. Allah rahmetiyle karşılasın inşaallah.

   Ya da, daha iyisi var mıdır diye kafa yorar insanlar. Sorgulamaya başlamak ilk ve en zor adımdır. Bu adımı atabilmek için insana has kibri, kendi kendine yeterlilik duygusunu bir kenara bırakmak gerekir. Zor geliyorsa hiç kimseye belli etmeden de bu aşamayı atlatabilir insan. Zira kimseye hesap verecek değildir Allah dışında. Sorgulama, düşünmeyi gerektirir. Düşünmek de pek kolay iş değil maalesef. Yorar. 
   Kendini düşünürken kendi dışına çıkıp uzaktan bakabilme yeteneği gereklidir. Uzaklığı arttırdıkça görüş açısı çoğalır, manzara netleşir. Ama bunu başarmak da zordur vesselam. Hatta, kendine uzaktan bakabilmek için kime yaklaştığını da farketmek ayrı bir görüş açısı gerektirir. O da ayrı bir hikayeye gebe olduğuna göre bunu da geçelim şimdi.
   Düşüncenin tavaf etmesi diyorum ben buna. Var olan her şeyin zerrelerine kadar tavaf ettiği  varlık aleminde gördüğümüz yasaları düşünce dünyamıza uygulayalım. Zira sabit fikir çöküş demektir. Durduğu yerde durmak yoksulluk,,, İnsanın yaratılış yasaları düşüncede tavaf etmeye uygun yaratıldığına göre gereğini yapmalıyız. Geçmişe takılıp kalmadan, yaşlanmayı kaybetmek zannetmeden yaşamak var bir de.  Her yeni yaşı gelişmemiz için  bize verilen imkan olarak benimseyerek çok değerli zamanımızı değerlendirmek var hatta.
   Öyle ise, tatil yapmadan yani atıl kalmadan düşüncede tavaf etmeye devam edelim.
Bügün eşimin doğum günü iken rahmetli babamın ölüm günü.  Bu gerçek bile hayatın tavafına işaret etmiyor mu ? Babamın bize bıraktığı değerleri, el emin olarak anılmasını gülümseyerek anarken, sevgili, arkadaş, dost ve sırdaş olan eşime uzun sağlıklı bir ömür diliyorum. Allah'tan razı olduğu ve Allah'ın da eşimden razı olduğu iyi değerlendirilmiş bir ömür yanısıra.