18 Nisan 2016 Pazartesi

MEVSİMLER YAS TUTUYOR

Yazar: Sema Ezgü

Mükemmel bir nisan gününe uyandık yine. Güneşli sımsıcak hava, çiçeklenmiş ağaçların mis kokusu ciğerlerimize doluyor. Bahar coşkusu küçük, büyük, hatta yaşlılara bile yaşama sevinci aşılıyor. Baharın doğası böyle. Kendisi uyanırken tabiatı da uyandırıyor. Ve tabiat gereğini yapıyor. Bütün canlılar secde ediyor. İnsan hariç her yaratılmış haddini biliyor. 

   Oysa insan denen garip canlı sınırlarını zorlamayı seviyor. Hayatın içinde sarkaç gibi sallanarak, bir o yana bir bu yana savrularak eğlenmeyi seviyor. İrademi kullanıyorum, kendi hayatımı özgürce yaşıyorum diyor. Çoğunlukla nefsinin hevasına kapılıp gitmeye özgürlük diyor bilmeden. Özgürlük ise keşiflere gebe, zulada bekliyor kaşifini. Eleştiriye pek gelemiyor insan. Sıkılıyor, bunalıma giriyor. En olmadı kaçıyor gerçeklerden. Dünyanın merkezinde kendisini görüyor insan. İyi derken de kendi aklıyla, kötü derken de kendi aklıyla hüküm veriyor. Bu çok doğal, zaten yaşamak böyle olur diyenleri duyabiliyorum.

   Eksik olan bir şey olsa gerek ki, doğrular hep doğru olmazken yanlışlar da standart olmuyor. Standartlar her insana uymuyor. Medeniyet standart seviyor oysa. Standartları belgelemeyi de seviyor, hükmetmeyi de. Hükmedilmeyi asla.... Bir kısır döngüdür dolanıp duruyor zihinlerde. Zihinlerin standartı sağlanamıyor hatta. Kimi insaflı, ahlaklı, vicdanlı, yani ALLAH' lı. Kimi de şeytana kaptırmış yuları. Kırıyor, döküyor, sövüyor, arap saçına çeviriyor dünyayı. Yıllar geçiyor, yüzyıllar geçiyor, değişen bir şey olmuyor. Dünya aynı huzursuz, barış yoksunu dünya. Ne zulumler son buluyor, ne savaşlar tükeniyor. Birileri tükenmesine izin vermiyor. Her dönemin zihinleri karmaşık insanları yeniden hasıl oluyor. Yani olduruluyor. Yani planlı programlı kötülük inşa ediliyor. Yine yeni ve yeniden savaşlar sahneleniyor. Dünya kuruldu kurulalı senaryo değişmiyor. İnsanlar ölüyor, öldürülüyor, en değerli canlının yeryüzündeki katliamı devam ederken  mevsimler yas tutuyor.
   Derken, birileri merak ediyor. Biz hangi sebeple yaratıldık acaba diyor. Nedenleri merak etmeye görsün insan. Gerisi çorap söküğü gibi geliyor.
Bilim, ilim derken kendisini keşfediyor insan. Kendi özel yaratılmışlığına gıpta ediyor. Nihayet yaratıcısına yöneliyor merakı. Karmaşık zihninin müsebbibini aramaya başlıyor. Kendi hatasıyla, kendi ihmaliyle karşılaşıyor. Keşke diyor, keşke daha önce akıl edebilseydim, yaratıcımın benim için hazır ettiği imkanları doğru ve tam istikamet üzere kullanabilseydim. Nice canları yakmadan aklımı kullanabilseydim. Bu uyanışı henüz dünyada yaşarken keşfeden biri Allah'ın sevdiği kulu olmayı başarıyor. Ama o birileri hep azınlıkta kalıyor. İnsanların çoğu hüsran yaşıyor. Ölümden sonraki keşifler fayda sağlamıyor diyor yaratan. Sonuç yine değişmiyor dünyada. Yine ve yeniden mevsimler yas tutuyor.