24 Nisan 2016 Pazar

İSLAM'A HİCRET ETMEK

Yazar: Sema Ezgü

2001  adında bir yıl var hayatımızda. Geçmişte kaldı gibi gözükse de geçip gitmedi asla. Ardında bir sürü sonlar, sona eren hayatlar bırakırken pek çok da ilkler bıraktı bakınca. O günlerde çok ciddi maddi kayba uğrayan eşimin  dediği gibi, iyi ki yaşamışız bu krizi diyorum şimdi. Onun öngörüsüne, akıl yürütmesine evliliğim boyunca hayran kaldım. Benden hep bir adım önde gitmesini kıskanmak yerine ondan yararlanmayı öğrendim. Evli olmanın nimetlerinden biriydi  birbirimize öğretmen olmayı başarabilmek. Biz bunu güle oynaya başardık. Benden dört yaş büyük eşimi bilgi ve beceri yönünden abi gibi benimsemek çok işime yaradı. Eksik yanlarımı tamamlamayı öğrendim. Çekişip didişmek yerine kendimden üst seviyede gördüğüm aklını keşfe yöneldim. Kusurlarını acımadan ortaya çıkarırken kendi kusurlarımı da düzeltmeyi öğrendim. 

   Kur'an la buluşmak 2001 kriz yılının adeta bize armağanı olmuştu. İş yerindeki maddi sıkıntılarını kendi imkanları ile aşmaya çalışırken ailecek dimdik ayakta durduğumuzu taptaze hatırlıyorum. Her an, sıfır noktasından başlamaya hazır ve nazır beklerken boş durmayıp kendi dinimizi öğrenmeye de adeta sıfır noktasından başladık. İkimiz de kafamızı dolduran ve şimdi hepsine çöp bilgi dediğim birikmiş ne varsa  ÇÖPE  atıp, aynı gün, aynı anda sıfır noktasından başladık. Allah'ın esfele safilin dediği yerden biz ancak 40 lı yaşlarda başladık.  Allah rasulünün başlangıç noktasıyla benzeştirip, üzülmeden, gocunmadan kolları sıvadık. Eşimin bir benzinciden aldığı ve o günün popüler din adamlarından birinin "türkçe kuran meali" anahtar kitabımız oldu. Aklımızın kapılarını anında açıverdi. Akıllar  sorgulamaya, çarklar dönmeye başladı bir kere, artık durur mu ? 

   Sıkıntılı günlerdi. İnsanlar zorlukları, dertlerini anlatmak dışında konuşacak konu bulamıyorlardı. Kur'anı hayatımızın merkezine koyduğumuz andan itibaren bizim konuşacak öyle çok konumuz oldu ki, zaman yetmez oldu. Gün geldi kaynağımız yetmez oldu. Kaynakları çoğalttık, dine bakış pencerelerimizi çoğaltmış olduk.
   Hedefimiz, hiç penceresiz, küresel bir bakış açısı yakalamakmış meğer. İdeal olan buymuş. Kur'andan öğrendik.
   IKRA Bİ İSMİ RABBİKE bu anlama geliyormuş. Allah'ı anlamaya giden yolda bütün zihinsel engelleri kaldırmak, özgür olmakmış.
 
 Bugün geldiğimiz noktayı işte o kriz günlerinin bizi işsiz güçsüz bırakmasına borçlu olduğumuzu hiç unutmadık. Zaman zaman hatırlayıp iyi ki 2001 krizi olmuş dememizin o günlerde farketmediğimiz sebebini şimdilerde çok seviyoruz.  Allah' a, nimetini insanlara hiç ummadığı yerden verdiği için şükredip yolumuza devam ediyoruz.
   Aslında kriz çıksın diye beklemeye hiç gerek yokmuş, öğrendik. İnsan sorularına cevap bulamıyorsa aslında krizi an itibariyle yaşıyor demekmiş. Genelde mutsuzluk diye adlandırdığı bu akıl krizinin çözümü çok kolaymış meğer. İnsan kendini keşfe gebeymiş doğuştan. Fıtratına böyle yazılmış insanın. Öğrendik ki, kendini keşfetmek Allah'ı keşfetmekmiş. İşte bu yüzden, dilimize slogan olan gerçeği paylaşmak istiyorum yeniden ve yeniden.
   MUTLU OLMANIN TEK BİR YOLU VAR İNSANA.  İSLAMA HİCRET ETMEK, SADECE ALLAH'A KUL OLMAK , İSLAMLA BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK.
   BAŞKA YOL ARAMAKSA,  NAFİLE ÇABA....

   Biz eşimle birlikte,  yaşadığımız hicretin, mutluluğu Kur'an rehberliğinde bulmanın keyfini yaşıyoruz nicedir.
   Hayatınızda ne değişti diye soran olursa söyle derim:
   MUTLUYUZ... YARATILIŞ  AMACIMIZI  KEŞFETMEYE  ÇALIŞIYORUZ  MERAKLA...Başka söze ne gerek ?